Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Bylock programı ve Fetö üyeliği konusunda içtihadı

T. C.YARGITAY CEZA GENEL KURULU

ESAS : 2017/16.MD-956

KARAR : 2017/370 TARİH : 26.09.2017

(5271 s. Ceza Muhakemesi K m. 135, 217) (2937 s. MİT K m. 4, 6) (3713 s. TMK m. 1, 3, 4, 7)

(5237 s. TCK m. 6, 30, 220, 257, 314)

Sanıklar M............. Ö.......... ve M............ B.......... 'in silahlı terör örgütüne üye olma suçundan TCK'nun 314/2 ve 3713 s. Kanunun 5/1 inci maddeleri uyarınca 9 yıl hapis; görevi kötüye kullanma suçundan TCK'nun 257/1 inci maddesi uyarınca 1 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmalarına, her iki suç yönünden TCK'nun 53, 58/9 ve 63 üncü maddeleri uyarınca hak yoksunluklarına, mahsuba ve cezalarının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ilişkin, ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay  16. Ceza Dairesince verilen 24.04.2017 gün ve 3-3 sayılı hükümlere yönelik sanıklar ve müdafileri tarafından kanun yoluna başvurulması üzerine Yargıtay  Cumhuriyet Başsavcılığının "onama" istemli 14.07.2017 gün ve 5 sayılı tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle KARARA BAĞLANMIŞTIR.

 

TÜRK MİLLETİ ADINA CEZA GENEL KURULU KARARI

Sanıklar M............. Ö.......... ve M............ B.......... hakkında "hükümete karşı suç" ve "gizliliğin ihlali" suçlarından kurulan beraat hükümleri temyiz edilmeksizin kesinleşmiş olup inceleme, her iki sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümleriyle sınırlı OLARAK YAPILMIŞTIR.

25.03.2016 tarihi itibarıyla iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) Ek 7 nolu Protokolünün 2 nci maddesinde; ilgili kişinin hakkında kurulan hükmü daha yüksek bir mahkemeye inceletme hakkının bulunduğunun belirtilmesi, CMK'nun 304 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının; ilk derece mahkemesi tarafından verilen ve doğrudan temyiz yolu açık bulunan hükümlere ilişkin usul kurallarını ihtiva etmesi ve 2797 sayılı Yargıtay Kanununun 41 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla aynı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrasında, ilk derece mahkemesi olarak Özel dairelerce verilen hükümlerin Ceza Genel Kurulunca temyiz yoluyla inceleneceğinin belirtilmesi karşısında; sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinin "temyiz" kanun yoluna tabi olduğu ve inceleme konusu olayda Bölge Adliye Mahkemesi denetiminden geçen bir hüküm bulunmaması da gözetildiğinde; temyiz incelemesinin hukuki denetimle sınırlı olmadığı KABUL EDİLMİŞTİR.

Hükmolunan ceza süreleri yönünden yasal şartları oluşmadığından sanıklar ve müdafilerinin duruşmalı inceleme istemlerinin CMK'nun 299 uncu maddesi uyarınca reddine KARAR VERİLMİŞTİR.

Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanıklar M.... Ö.......... ve M...... B......... hakkında silahlı terör örgütüne üye olma ve görevi kötüye kullanma suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerinin isabetli olup olmadığının BELİRLENMESİNE İLİŞKİNDİR.

İncelenen dosya kapsamından;

 

Olay tarihinde sanık M.................... Ö.......... 'in İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinde, sanık M.................. B......... 'in ise İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde hakim olarak görev yaptıkları, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan ve kamuoyunda "22 Temmuz", "Casusluk", "Yasa Dışı Dinleme", "17-25 Aralık Kumpas", "Selam Tevhid'de Kumpas", "Tahşiye Grubuna Kumpas" ve "Emniyetteki Paralel Yapı Soruşturmaları" olarak bilinen yedi ayrı soruşturma dosyasında, tutuklu bulunan biri gazeteci diğerleri emniyet görevlisi altmış üç şüphelinin tahliyelerine karar verildiği olayda, uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturulabilmesi için öncelikle tahliye kararları verilmesine kadar gelişen sürecin irdelenmesinde FAYDA BULUNMAKTADIR.

 

Sulh ceza mahkemeleri yerine sulh ceza hakimlikleri ihdas edilmesine ilişkin 5235 s. Kanunun 6545 s. Kanunun 48 inci maddesiyle değiştirilen 10. maddesi ile, bu hakimliklerin kararlarına karşı yapılan itirazların yine bir sulh ceza hakimliği tarafından incelenmesini öngören 5271 s. Kanunun 268 inci maddesinin üçüncü fıkrasının 6545 s. Kanunun 74 üncü maddesiyle değiştirilen (a) ve (b) bentlerinin iptali için açılan davada Anayasa Mahkemesince 14.01.2015 gün ve 164-12 sayı ile; sulh ceza hakimliklerinin, mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına uygun olarak teşkilatlandırıldıkları ve bu hakimliklerin kararlarına karşı yapılacak itirazların da uzmanlaşma ve yeknesaklığın sağlanması amacıyla aynı hakimliklerce incelenmesini öngören kuralların hukuk devleti ilkesi ve adil yargılanma hakkını zedelemediği gerekçesiyle iptal isteminin reddine karar verildiği, söz konusu kararın 22.05.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığı, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M......................... B........ 'in, 04.03.2015 tarih ve 2015/56 değişik iş sayı ile; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/41637 sayılı soruşturma dosyasında şüpheli olan Yurt Atayün müdafiinin, tutuklama ve tutukluluğun gözden geçirilmesi kararlarını veren sulh ceza hakimlerinin reddi talebini, hakimlerin heyet olarak ve topluca reddedilmesinin mümkün olmadığı, hangi somut işe bakacak olan hakimin reddinin istendiğinin açıkça belirtilmediği gerekçesiyle reddettiği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda bahsi geçen soruşturma dosyalarında tutuklu bulunan altmış üç şüpheliden otuz altısının, haklarında kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedeni bulunmadığı, tutuklama kararı veren sulh ceza hakimliklerinin doğal hakim ilkesine aykırı olduğu, bağımsız ve tarafsız olmadıkları, soruşturma dosyalarına erişim haklarının engellendiği hususlarında yaptıkları bireysel başvuru üzerine Anayasa Mahkemesince 08.04.2015 gün ve 14061 sayı ile; başvurucuların iddialarının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunduğuna karar verildiği, söz konusu kararın 08.07.2015 tarihinde Resmi Gazetede yayımlandığı,

Anlaşılmaktadır.

 

Bu aşamada; somut olaya ilişkin bilgi ve belgelerin ayrıntılı olarak AÇIKLANMASI GEREKMEKTEDİR.

FETÖ/PDY (Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) silahlı terör örgütü mensuplarının, Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Hükümetini gerek yurt içinde gerekse uluslararası platformda zor durumda bırakma, itibarsızlaştırma ve hükümetin El Kaide terör örgütüne yardım ettiği görüntüsü vererek uluslararası yargı organları nezdinde hukuki ve cezai sorumluluk altına sokma amacıyla örgüt faaliyeti kapsamında gerçekleştirdikleri iddia edilen çeşitli eylemleriyle ilgili olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, devletin gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askeri casusluk amacıyla temin etme, silahlı terör örgütüne üye olma gibi çok sayıda suçtan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülmekte olan 2014/40810-41637-69722-86706-115949-118651-133596 sayılı beş yüz doksan dört klasörden oluşan yedi ayrı soruşturma dosyasında, biri gazeteci diğerleri emniyet görevlisi altmış üç şüphelinin tutuklu bulunduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü lideri Fethullah Gülen'in 19.04.2015 pazar günü, "www.h...org" isimli internet sitesinde yayınlanan "Mukaddes Çile ve İnfak Kahramanları" başlıklı vaaz/sohbet görünümlü kriptolu/örgütsel konuşmasında;

 

"...şayet en mübarek insanlar hırpalanmışlarsa, preslerden geçmişlerse, dibeklerde adeta dövülmüşlerse şayet siz vareste iseniz bundan ne ölçüde vareste bazılarınız çeker bazılarınız onların çektiğini paylaşır vareste değil bunlar onların ıstıraplarını o da ruhunda duyar. O mevzuda yapılması gerekli olan şeyler mevzuunda bir küheylan gibi şahlanır, bir üveyik gibi kanatlanır Allah'ın izni inayetiyle paylaşıyor demektir bu da. Evet birileri içeride medrese-i yusufiye yaşarlar berikiler de dışarıda oturur kalkar onlara dualar ederler. Allah'ım...onları en çabuk zamanda çok rahatlıkla salıver Allah'ım, salıver onlarla beraber bir sürü aileyi kırk bin tane aileyi elli bin tane aileyi yüz bin tane aileyi belki on milyon aile de mi on milyon, on milyon aileyi sevindir Allah'ım. Bu on milyon ailenin sevinmesi meleği alanın sakinlerinin de SEVİNMESİ DEMEKTİR. Ha bu arada...niye bu böyle oldu diye üzülecekler. İnşallah iman ediyorlarsa Allah'a o üzülmede onların günahlarının kefareti olur. Biz onu da düşünürüz. Evet dedikleri olmadığından dolayı bağışlayın onlarda tuh derler keşke daha başka sistemler kullansaydık. Bunlar...salıverilmeseydi, biz de böyle onlardan intikam aldığımız mülahazasıyla oturup kalkıp oh oldu falan deseydik. Üzüntü duydukları zaman inşallah o üzüntü onların o Kaf dağından ağır günahlarına kefaret olur. Allah onların da günahlarını kefaret olabilecek şeyleri onları hidayet eylesin. Genel ahlakımız bu. Bir kısım densizler özür dilerim densiz mi çıktı ağzımdan. Bazen...efendim mantığa aykırı dil beyanda bulunuyor mantığın önüne geçiyor dil diyebilirler burada. Bir mülaneyi efendim bir mübahaleyi belki bir yönüyle muhaveleyi karşılıklı hangimiz haksızsak onu Allah'a havale ediyoruz demek muhavele. Bunu beddua kabul edip de böyle bir meseleden dolayı ne çekirdeği? Kabak çekirdeği mi? İncir çekirdeği, en küçüğü o. İncir çekirdeği nevi'nden meseleleri dava mevzu yapıp acaba bununla bunlara bir örgüt diyebilir miyiz? Beddua değil bir örgüt diyebilir miyiz? Bence böyle insanlar varsa bu yaptıkları mesaviden dolayı bize düşen şey Allah'ım bunları hidayet eyle demek ve bir de sabredemezsek belki sabredemediğimiz takdirde Allah, Allah cinnetin bu seviyesi de varmış demek falan ama ben bu mülahazaya da girmenizi de istemem şahsen haddim değil didaktik şeylerden de hoşlanmam ama böyle bir mülahazaya da girmeyelim yani Allah Allah cinnet kokuyor bu mesele çünkü hiçbir mantıki yanı yok..." şeklinde talimat verdiği,

 

20.04.2015 pazartesi günü İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin bir gün süreyle muhabere nöbetçisi olduğu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yukarıda belirtilen yedi ayrı soruşturma dosyasında tutuklu bulunan altmış üç şüphelinin müdafileri olan yirmi avukat tarafından İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine, İstanbul Adliyesindeki tüm sulh ceza hakimlerinin (1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10.) reddiyle şüphelilerin tahliye edilmesi taleplerini içerir elli bir adet dilekçenin tarama ve kayıt işlemlerinden geçirilmeden ve mahkeme kalemine teslim edilmeden doğrudan mahkeme hakimi sanık M............................. Ö......... 'e verildiği, sanık M................. Ö........................... 'in de aynı gün havale ettiği dilekçeleri uhdesinde tuttuğu, muhabere nöbetinin bitmesinden bir gün sonra 21.04.2015 salı günü zabıt katibi Ömer Aydoğan'a mesai bitimini müteakiben söz konusu dilekçelerin tamamını birleştirerek kaydetmesi talimatını verip söz konusu dilekçelerin 2015/92 değişik iş sayı ile tek numara üzerinden UYAP'a saat 18.08'de kaydedilmesini sağladığı, HSYK Başmüfettişliğince tanzim edilen inceleme tutanaklarında; toplam beş yüz doksan dört adet klasörden oluşan ve tarafların dosya inceleme ve örnek alma yetkileri yönünden kısıtlama kararı bulunan söz konusu yedi soruşturma dosyasındaki tüm bilgi ve belgelerin, şüpheli müdafileri tarafından verilen dilekçeler ekinde yer almadığının belirlendiği, İstanbul Adli Yargı İlk Derece Adalet Komisyonu Başkanlığınca, HSYK Başmüfettişliğine hitaben yazılan yazıya göre; asliye ceza mahkemeleri ve hakimlerine ilişkin nisan ayı nöbet listesinde, muhabere, yakalama ve tevziye ilişkin nöbet ayrımı yapılmadığı, ancak bu nöbet listesindeki sıraya göre, mahkemelerin mesai günlerinde kendi aralarında muhabere nöbeti tuttuğu, buna dair Komisyon Başkanlığınca düzenlenmiş herhangi bir yazılı bildirim bulunmadığı, tevzi nöbetinin ise mahkemelerce kendi aralarında iki haftalık sürelerle tutulduğu, bu konuyla ilgili Komisyon Başkanlığının herhangi bir yazılı bildiriminin bulunmadığı, Sanık M............ Ö.......... 'in, 21.04.2015 tarihinde resmi yazıyla reddi hakim talepleri konusunda sulh ceza hakimliklerinden görüş bildirmelerini istemesi üzerine;

 

a. İstanbul 1, 2, 3 ve 6. Sulh Ceza Hakimliklerince; reddi hakim taleplerinin, reddi istenilen hakimin görev yaptığı hakimlik yerine doğrudan İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesine yapılmasının CMK'nun 26 ncı maddesine aykırılık teşkil ettiği,

 

b. İstanbul 5. Sulh Ceza Hakimliğince; sulh ceza hakimliklerinin iş ve işlemlerine yönelik itirazın 6545 s. Kanunla değişik CMK'nun 268 inci maddesinde düzenlendiği, bu düzenlemeye göre de reddi hakim taleplerini incelemeye ve bu konuda karar vermeye sulh ceza hakimliğinin yetkili olduğu, itirazı değerlendirmeye yetkili mercinin ise takip eden numaradan sonra gelen numaraya sahip sulh ceza hakimliği olduğu, nitekim Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünce de bu yönde görüş bildirildiği, öte yandan reddi hakim sebepleri mevcut olsa dahi bu hususun öncelikle ilgili mahkeme ve hakimliğe yapılması gerektiği, ret talebinde bulunulan hakimlik veya mahkemece değerlendirme yapıldıktan sonra itiraz merciine gönderileceği, talebin doğrudan başka bir mahkemeye veya hakimliğe yapılamayacağı,

 

c. İstanbul 7 ve 8. Sulh Ceza Hakimliklerince; sulh ceza hakimlerinin tamamının bu şekilde reddedilmesinin mümkün olmadığı, aksinin kabulü halinde önce asliye ceza hakimlerinin, sonra ağır ceza hakimlerinin, nihayetinde de adliyedeki tüm hakimlerin reddi gibi sonuçlar doğabileceği, soruşturma makamı olarak öngörülen tüm sulh ceza hakimlerinin reddedilip dosyanın soruşturma yetkisi bulunmayan hakim ya da mahkemeler önüne götürülerek sonuç alınmaya çalışılmasının kanunsuz olduğu, görüş talep eden ve aynı zamanda mercii yetkisi bulunmayan asliye ceza mahkemesinin hakim görevlendirme yetkisinin söz konusu olmayacağı,

 

Belirtilerek reddi hakim talebiyle ilgili olarak görüş bildirilmediği,

 

d. İstanbul 9 ve 10. Sulh Ceza Hakimliklerince; soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi dışında başka bir mahkeme veya hakimin tutuklamayla ilgili karar vermesinin Ceza Muhakemesi Kanuna aykırı olduğu, ayrıca reddi hakim istemli dilekçelerdeki iddiaların hukuki dayanaktan yoksun olduğu, sulh ceza hakimliklerinin tümünün reddinin Anayasa ve kanunlara aykırı olduğu, bu nedenlerle şüpheliler ve müdafilerinin reddi hakim taleplerinin usul ve kanuna uygun bulunmadığı,

Belirtilerek reddi hakim talebinin reddine karar verilmesi şeklinde görüş bildirildiği, İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliğince ise bu hususta bir cevap verilmediği,

 

Öte yandan, sanık M.................. Ö.......... 'in, 21.04.2015 tarihinde resmi yazıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından tahliye talepleri hakkındaki görüşüyle birlikte soruşturma dosyalarının gönderilmesini istediği,

 

a. 2014/40810-69722-86706-118651-133596 sayılı soruşturmaları yürüten Cumhuriyet savcıları tarafından 22.04.2015 tarihinde, 2014/41637 sayılı soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından da 24.04.2015 tarihinde; yasal düzenlemelere göre asliye ceza mahkemelerinin, sulh ceza hakimliklerinin bu nevi kararlarına yönelik itiraz incelemesi yapma ve tahliye hususunda karar verme yetkisinin bulunmadığı,

 

b. 2014/115949 sayılı soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Başsavcı vekili tarafından gönderilen 22.04.2015 tarihli yazıda ise; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 06.02.2015 tarihli görüş yazısı uyarınca reddi hakim taleplerinin, reddi istenilen hakimin görev yaptığı hakimliğe yapılması gerektiği, Ceza Genel Kurulunun 22.05.1978 gün ve 165-117 sayılı kararında da, Yargıtay Dairelerinin bütün üyelerinin toplu olarak reddedilemeyeceğinin belirtildiği göz önüne alındığında, soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi dışında başka bir mahkeme veya hakimin tutuklamayla ilgili karar vermesinin Ceza Muhakemesi Kanununa aykırı olduğu, bu nedenle İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin talebinin usul ve kanuna aykırı bulunduğu,

Belirtilerek soruşturma dosyalarının gönderilmediği,

Sanık M........... Ö......... 'in, cuma gününe denk gelen 24.04.2015 tarihinde 2015/92 değişik iş sayı ile; şüphelilerin müdafilerinin dilekçe ve ekleriyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve sulh ceza hakimliklerinden gelen yazı cevapları üzerinden inceleme yaptığını belirterek;

 

"Anayasa Mahkemesinin, sulh ceza hakimliklerinin kuruluşunu öngören 18.06.2014 tarihli ve 6545 s. Kanunun 48 ve 74 üncü maddelerinin Anayasaya aykırılık talebini reddetse de yetki itirazı, kapalı devre yargı sistemi oluşturduğu yönündeki iptal talebi konusunda henüz bir karar vermediği...

 

-Yürütme organlarının, sulh ceza hakimlikleri kurulmadan önce ve sonra sulh ceza hakimlikleri konusunda basına yansıyan söylemleri,

 

-Sulh ceza hakimliklerindeki sorgu aşamasında basına da yansıyan bir kısım iddialar,

 

-Sulh ceza hakimliklerine atanan hakimlerden bir kısmının görevi kabulden imtina etmeleri, tutuklama kararı vermeyen ya da tahliye kararı veren sulh ceza hakimlerinin yetkilerinin değişmesi,

 

-Sulh ceza hakimlikleri kurulduktan sonra çeşitli soruşturmalardaki kolluk operasyonundan önce ve operasyon sırasında tutuklanacak kişilerin sosyal medya hesaplarından önceden ilan edilmesi,

 

-Tutukluluğun devamına ilişkin tüm hakimlerin benzer şablon kararlar vermesi, hususları bir bütün olarak değerlendirildiğinde; şüpheliler müdafilerinin hakimlerin tarafsız olmadığı yönündeki iddialarının AİHM'ce çerçevesi çizilen objektif tarafsızlık kriterlerinden haklı sayılabilir yeterli somut nedenin bulunduğu..." şeklindeki gerekçeyle, İstanbul Adliyesinde görevli tüm sulh ceza hakimlerine yönelik reddi hakim taleplerinin kabulüne ve tahliye talepleri konusunda karar verilmek üzere 24.04.2015 tarihinde muhabere nöbetçisi olan

 

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi Hakimi sanık M.................................... B.......... 'in görevlendirilmesine karar verdiği,

 

İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin şüphelilerin reddi hakim taleplerini kabul ederek tahliye taleplerini değerlendirmek üzere İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesini görevlendirdiğine dair basında çıkan haberler ve avukat Mehmet Demirlek'in şikayeti üzerine İstanbul Adliyesinde denetim yapmakta olan HSYK müfettişleri tarafından bu konu hakkında soruşturmaya başlanıldığı,

 

UYAP uzman kullanıcısı tarafından UYAP evrak işlem kütüğünün incelenmesinde;

 

a. 2015/92 değişik iş sayılı kararın; 24.04.2015 tarihinde saat 17.11'de zabıt katibi Ömer Aydoğan tarafından oluşturulduğu, aynı zabıt katibi tarafından saat 17.14'de dokümanın imzalanarak sanık M................. Ö......... 'in onayına sunulduğu, sanık M...................... Ö......... 'in de saat 17.16'da kararı imzaladığı,

 

b. 2015/92 değişik iş sayılı kararın İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine ilişkin müzekkerenin; 24.04.2015 tarihinde saat 17.20'de zabıt katibi Ömer Aydoğan tarafından oluşturulduğu, aynı zabıt katibi tarafından saat 17.27'de imzalanarak sanık M.....Ö......... 'in onayına sunulduğu, sanık M................................ Ö............ 'in de saat 17.28'de imzalamasıyla müzekkerenin elektronik ortamda İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine ulaştığı, evrakın ilk olarak İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi zabıt katibi Arzu Tuna tarafından 25.04.2015 tarihinde saat 18.39'da okunduğu,

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.04.2015 tarihinde, 2015/92 değişik iş sayılı kararın iptaline ve bu kararda yer alan, "İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin tahliye taleplerine bakmakla görevlendirilmesi"ne ilişkin bölümün yok hükmünde sayılmasına karar verilmesi talebinde bulunulması üzerine, nöbetçi İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğince 25.04.2015 gün ve 2015/836-837-839-840-841-845-846 değişik iş sayıları ile; CMK'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki düzenlenme de nazara alındığında, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin reddi hakim ve tutuklu şüphelilerin tahliye istemlerine ilişkin herhangi bir inceleme yapma görev ve yetkisinin bulunmadığı, bu nedenle vermiş olduğu kararın usul ve esas yönünden açıkça hukuka aykırı ve yok hükmünde olduğu gerekçesiyle; şüphelilerin müdafilerinin, reddi hakim ve tahliye istemli dilekçelerinin incelenmek üzere İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliğine gönderilmesine karar verildiği,

 

İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine gönderdiği 25.04.2015 tarih ve 2015/113 muhabere sayılı yazı ile; CMK uyarınca tahliye talepleri konusunda karar vermek üzere sulh ceza hakimliklerinin görevlendirildiği ve nöbetçi olması sebebiyle tahliye istemli dilekçelerin ivedi olarak hakimliğine gönderilmesini istediği, UYAP evrak işlem kütüğüne göre bu yazının, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi zabıt katibi Arzu Tuna tarafından 25.04.2015 tarihinde saat 20.57'de okunduğu,

 

İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi sanık M.................................... B.......... 'in cumartesi gününe denk gelen 25.04.2015 tarihinde 2015/143-144-145-146-147-148-149 değişik iş sayıları ile;

 

"Evrak incelendiğinde kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir olgu ve delillere rastlanılmadığı gibi hatta CMK'nun 170. maddesinde ifadesini bulan iddianame düzenlenmesi için suçun işlendiğini gösterir 'yeterli şüphe' boyutunda dahi delil ve OLGUYA RASTLANILMAMIŞTIR. Nitekim tutuklamayı yapan sulh ceza hakimi tutuklama gerekçesinde bu olguların neler olduğunu ayrı AYRI YAZMAMIŞTIR.

 

...Dosyamız şüphelilerinin emniyet görevlisi olan meslekleri, ikametgahları, bir çoğunun kendiliğinden gelip teslim olmaları vb. durumları nedenleriyle kaçma şüphesi içerisinde olmadıkları evraklardan AÇIKÇA ANLAŞILMAKTADIR.

 

...Klasörler incelendiğinde AİHM...kararındaki kriterler tartışılsa idi şüphelilerin bu kriterler ışığında tutuklama tedbirinden önce adli kontrol tedbirine dahi gerek olmadığı evrakların İNCELENMESİNDEN ANLAŞILMIŞTIR...

 

Sulh ceza yargıçlarının ayrı ayrı verdikleri tutukluluk halinin devamına ilişkin kararlarının tümü ... AYM ve AİHM kararlarında belirtilen gerekçeye uygun olmadığı,

 

...Dosya, klasörler ve CD'ler incelendiğinde...usul yasası ile AYM ve AİHM içtihatları doğrultusunda tutukluluğu gerektirir olgu ve delillere rastlanmadığı gibi, şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamını gösterir yeni olgu ve delillere ulaşılamadığı ayrıca şüphelilerin meslekleri, sosyal durumları, karakterleri ve ahlaki durumları, sabıkasızlık geçmişleri, ikametgahları, mal varlıkları, aile bağları, tutukluluğa karşı gösterdikleri tepki, kendiliklerinden gelip teslim olmaları gibi unsurlardan dolayı tutukluluğun devamını gerektirir NEDENLER GÖRÜLMEMİŞTİR." şeklindeki gerekçeyle, anılan soruşturma dosyaları kapsamında tutuklu altmış üç şüphelinin tahliyelerine karar verdiği,

 

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 25.04.2015 tarihinde, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/143-144-145-146-147-148-149 değişik iş sayılı kararların iptali isteminde bulunulması üzerine, İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğince 25.04.2015 gün ve 2015/847 değişik iş sayı ile; şüphelilerin tahliyelerine ilişkin kararların "yok hükmünde olduğunun" tespitine ve şüphelilerin tutukluluk hallerinin devamına karar verildiği,

 

Sanık M............. B............. 'in, 26.04.2015 tarihli tahliye müzekkerelerini aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına göndererek gereğinin yapılmasını istediği, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 26.04.2015 gün ve 2015/1152 muhabere sayılı yazı ile; İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin 25.04.2015 gün ve 2015/847 değişik iş sayılı kararına atıf yapılarak, şüpheliler hakkında düzenlenen tahliye müzekkerelerinin bila infaz İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine iade edildiği,

 

Tahliye müzekkerelerinin iade edilmesi üzerine sanık M................................ B......... 'in, tahliye müzekkerelerinin gereğinin yerine getirilmesi için İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına 27.04.2015 tarihinde ikinci kez gönderdiği, ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 27.04.2015 gün ve "usulsüz tahliyeler" konulu 2015/1158 muhabere sayılı yazı ile; tahliye müzekkerelerinin İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine ikinci kez iade edildiği,

 

Tahliye müzekkerelerinin ikinci kez iade edilmesi üzerine sanık M.. B.......... 'in, 27.04.2015 gün ve 2015/188 değişik iş sayı ile; tahliye müzekkerelerini ceza infaz kurumuna göndermeyen yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına, nöbetçi Cumhuriyet savcılarına ilişkin olarak da HSYK'ya bildirim yapılmasına karar verdiği,

 

Diğer taraftan, sanık M................... Ö......... 'in re'sen yaptığı değerlendirme sonucunda 27.04.2015 gün ve 2015/94-95 değişik iş sayılı ek kararları ile; mahkemesince verilen kararı değerlendirme ve kaldırma hususunda İstanbul 10. Sulh Ceza Hakimliğinin yetkisinin bulunmadığını belirterek, bu hakimlik tarafından verilen 2015/836-837-839-840-841-845- 846-847 değişik iş sayılı kararların "yok hükmünde olduğunun" tespitiyle ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmasına ve HSYK'ya bildirim yapılmasına karar verdiği,

 

HSYK Üçüncü Dairesince 28.04.2015 gün ve 3988-3711 sayı ile; sanıklar M......... Ö.......................... ve M........ B........... hakkında "soruşturmaya devam edilmesine", yürütülen soruşturma sonucunda da HSYK İkinci Dairesince 07.07.2015 gün ve 100-377 sayı ile, sanıkların eylemleri nedeniyle kovuşturma yapılması gerekli görülerek "düzenlenecek iddianameyle birlikte Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesine verilmek üzere soruşturma evrakının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine", Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesince de 18.11.2015 tarih ve 301-207 sayı ile; sanıklar hakkında son soruşturmanın açılmasına ve ilk derece yargılaması yapılması için dosyanın Yargıtay  16. Ceza Dairesine gönderilmesine karar verildiği,

 

Sanıklar hakkında kovuşturma devam ederken, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensupları tarafından kullanıldığı tespit edilen kapalı devre iletişim programı ByLock ile ilgili bilgileri içeren harddisk ve flash belleğin Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 09.12.2016 gün ve 2016/104109 sayılı soruşturma dosyasında, söz konusu dijital materyallerle ilgili CMK'nun 134 üncü maddesi uyarınca gerekli işlemlerin yapılması için talepte bulunması üzerine Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğince 09.12.2016 gün ve 2016/6774 değişik iş sayı ile; dijital materyaller üzerinde CMK'nun 134 üncü maddesi gereğince inceleme yapılabilmesi için iki adet kopya çıkartılmasına, kopya üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak metin haline getirilmesi için bir kopyasının Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verildiği,

 

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/180056 sayılı soruşturma dosyasında Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığına (EGM-KOM) gönderilen 16.12.2016 tarihli yazıya göre; Ankara 4. Sulh Ceza Hakimliğince CMK'nun 134 üncü maddesi gereğince verilen inceleme, kopyalama ve çözümleme kararına istinaden ByLock verilerinin tamamını içeren harddisk ve abonelik listesinin bulunduğu flash belleğin imajını içerir harddiskin gönderildiği, ByLock ile ilgili yazışmaların Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/180056 sayılı soruşturma dosyası üzerinden sağlanması, talimat doğrultusunda bir komisyon aracılığıyla gerekli araştırma ve soruşturma işlemlerinin yapılmasıyla ulaşılan tespitleri içerir rapor düzenlenmesi talimatı verildiği,

 

Yargıtay 16. Ceza Dairesince 16.01.2017 tarihli müzekkere ile EGM-KOM Daire Başkanlığından Bylock ile ilgili teknik özelliklerin yanı sıra sanıkların bu sisteme girip girmedikleri, sistem aracılığıyla görüşme yapıp yapmadıkları, yapmışlar ise hangi tarihler arasında yaptıklarına dair bilgi istenmesi üzerine EGM-KOM Daire Başkanlığının 18.02.2017 tarihli raporla birlikte Bilgi Teknolojileri İletişim Kurumunca (BTİK) düzenlenen 17.02.2017 tarihli raporu da gönderdiği,

 

EGM-KOM Daire Başkanlığınca düzenlenen 18.02.2017 tarihli raporda; incelenmek üzere gönderilen, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarınca örgütsel iletişim için belirli bir süre kullanılan kriptolu haberleşme uygulaması ByLock ile ilgili olarak, 474 koli içerisinde kullanıcı şahısların iletişimlerine ilişkin çıktıları ihtiva eden ciltlerdeki belge ve 1 adet harici depolama aygıtı için EGM-KOM Daire Başkanlığı bünyesinde uzman bir ekip görevlendirildiği, bu uzman ekip aracılığıyla ByLock veri tabanı incelenmesi işlemlerine başlandığı belirtilip yapılan incelemeye istinaden ByLock iletişim sisteminin mahiyeti ve diğer özellikleri hakkında ayrıntılı bilgiler verildikten sonra söz konusu uygulamada; 215.092 User ID (kullanıcı kimliği), 31.886 arkadaş grubu, 17.169.045 mesaj içeriği, 3.158.388 e-posta içeriği şeklinde veri ve mesaj

 

bulunduğunun tespit edildiği, sanıklar M................................... B........... ve M............... Ö........... 'in ByLock abone listelerinde isimlerinin bulunduğu, ancak mesaj içeriklerinin rapor tarihi itibarıyla tespit edilemediği ve çalışmaların devam ettiği hususlarına yer verildiği,

 

BTİK tarafından düzenlenmiş olan 17.02.2017 tarihli rapora göre; ByLock iletişim sistemine sanık M............. B........... 'in, 01342300210850 İMEİ numaralı telefonda kullandığı 0505...44 numaralı GSM hattıyla uygulamaya ilk girdiği 21.09.2014 ile son kez girdiği 20.11.2014 tarihleri arasında 19 farklı günde 459 sefer; sanık M.................................. Ö......... 'in ise 01342900933349 İMEİ numaralı telefonda kullandığı 0505...90 numaralı GSM hattıyla uygulamaya ilk girdiği 17.08.2014 ile son kez girdiği 20.02.2015 tarihleri arasında 21 farklı günde 405 sefer giriş yaptıklarının tespit edildiği,

 

Anlaşılmaktadır.

 

Tanık E..e HSYK müfettişliğinde ve savcılıkta; olay tarihinde sanık M....... Ö............... 'in hakimi olduğu İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinde yazı işleri müdür vekili olarak görev yaptığını, mahkemelerinin iki türlü nöbeti olduğunu, bunlardan birinin tevzi, diğerinin ise muhabere nöbeti olduğunu, asliye ceza mahkemelerinin kendi aralarında sırayla bir gün olmak üzere muhabere nöbeti tuttuklarını, tevzi nöbetinin de on beş günde bir değiştiğini, o tarihte tevzi nöbetinin İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesinde olduğunu, normalde sulh ceza hakimlerinin baktıkları tutuklama işlemlerine yapılan itirazların bir sonraki numaralı sulh ceza hakimliği tarafından değerlendirildiğini, bu nedenle mahkemelerine bu tip bir evrak gelmediğini, zaten mahkemelerine evrak geldiğinde öncelikle taradıklarını, sisteme kaydedip numara aldıktan sonra evrakın tekrar kendilerine geldiğini ve havalelerinden sonra hakime gittiğini, bu evrakın ise belirttiği aşamalardan geçmediğini, doğrudan hakim beye verilmiş olabileceğini, muhabere nöbetinde iken böyle bir evrakın mahkemelerince kabul edilmemesi, sehven kabulü halinde ise mercine iade edilmesi gerektiğini, pazartesi günü mahkemelerinin muhabere nöbetçisi olduğunu, söz konusu evrakın 24.04.2015 günü itibarıyla İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildiğini, kendisinin olaydan haberinin olmadığını, 24.04.2015 günü itibarıyla savcılıklardan ve sulh ceza hakimliklerinden gelen cevapları kaydedip aldığı çıktıları hakim beye teslim ettiğini, saat 17.00 civarında hakim beyin izin vermesi üzerine adliyeden ayrıldığını, ayrıldığı saate kadar hakim beyin kendisine karardan bahsetmediği gibi yazılmış herhangi bir kararın da olmadığını,

 

Kovuşturmada; 22.04.2015 tarihinde mesai başlangıcında UYAP ekranını kontrol ederken söz konusu dosyayı fark ettiğini, o ana kadar dosyadan haberdar olmadığını, dosyanın işlemlerini hakim bey ile birlikte zabıt katibi Ömer'in yaptığını, 24.04.2015 cuma günü mesai bitiminde yapılacak herhangi bir iş olup olmadığını hakim beye sorduğunu, hakim beyin "Ömer Bey ile karar yazacağız, başka bir iş yok" demesi üzerine adliyeden ayrıldığını,

 

Tanık Ö.. savcılıkta; İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak çalıştığını, pazartesi günü mahkemelerinin muhabere nöbetçisi olduğunu, bu nöbet kapsamında taşraya gidecek evrakların havalesini yapıp, şehir dışındaki mahkemelerce çıkartılan yakalama emirlerini aldıklarını, sabah saatlerinde hakim beyin kaleme uğrayıp "havale gelirse bana gönderin, ben bizzat görmek istiyorum" dediğini, normal zamanlarda önemli bir şey olmadığı sürece evrak havalesini yazı işleri müdürünün yaptığını, o gün mesai bitimine kadar bahse konu evrakın gelmediği gibi şüpheliler müdafilerinin de kaleme uğramadığını, pazartesi veya salı günü saat 17.00'dan sonra hakim beyin kendisini odasına çağırıp "şu evrakları tara ve kaydet" dediğini, hatırladığı kadarıyla elli bir adet dilekçeyi tek tek taradığını ve o gün sulh ceza hakimliklerine ve savcılığa müzekkere yazmaya başladıklarını, UYAP'ta sorun çıkınca yazışmaları bitiremediklerini, çarşamba günü hakim beyin kendisini yine çağırarak müzekkerelerin tamamlamasını istediğini, hukuk fakültesi öğrencisi olduğu için reddi hakim talebinin ilgili mahkemeye yapılması gerektiğini bildiğinden "bunu biz mi değerlendireceğiz" diye sorması üzerine hakim beyin "gelmiş dilekçeyi reddetme şansım yok, gelmiş dilekçeye numara almamız ve bu numarayla reddetmemiz lazım" şeklinde cevap verdiğini, çarşamba günü müzekkereleri ilgili birimlere iletip hakim bey ile birlikte dilekçeleri özetlemeye başladıklarını, 23 Nisan tatili olan perşembe günü adliyede nöbetçi olduğu için çalıştığını, adliyeye gelen hakim bey ile kararı yazmaya devam ettiklerini, cuma günü aynı kararı yazmaya devam ettiklerini, saat 17.00'a kadar kararı yetiştirmeye çalışmalarına rağmen yetiştiremediklerini, kararın gerekçeli kısmını flash bellekle hakim beyin kendisine verdiğini, saat 17.15 gibi kararı onayladıklarını, hakim beyin "şaibe olmasın diye de 32. Asliye Ceza

 

Mahkemesi Hakimi M............ B........ 'ın görevlendirilmesini karara yazıyoruz" diyerek klasörleri İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine götürmesini istediğini, İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesi hakimi M............. B........ 'in cuma günü saat 17.00'a kadar muhabere nöbetçisi olduğunu, saat 17.00'dan sonra 32. Asliye Ceza Mahkemesinin nöbeti devam etmesine rağmen hakimin değişeceğini, ancak mahkemeye gittiğinde personelin bulunmadığını ve kalem kapısının kilitli olduğunu, odasında bulunan hakim M......................... B........ 'e klasörleri teslim ettiğini, onun da "hep benim nöbetime denk geliyor" diye serzenişte bulunduğunu,

 

HSYK müfettişliğinde ve kovuşturmada; 21.04.2015 salı günü hakim M.................................... Ö................. 'in dilekçelerin taranıp UYAP'a aktarılmasını istemesi üzerine söz konusu dilekçelerden haberdar olduğunu, reddi hakim istemli dilekçelerin yedi ayrı soruşturma dosyasına ilişkin olması sebebiyle "yedi farklı numara vereyim mi" diye sorduğu hakim beyin "şimdilik tek numaraya kaydet, sonra gerekirse ayırırız" şeklinde cevap verdiğini, tarama işlemlerini aynı gün saat 19.00-20.00 sularında tamamladıktan sonra yine hakim beyin Cumhuriyet savcılığına ve sulh ceza hakimliklerine görüş ve dosyaların gönderilmesi istemli müzekkere yazmasını istediğini, UYAP'ta kesinti olana kadar müzekkerelerin bir kısmını yazdığını, ertesi gün yani çarşamba sabahı tamamladığı ve hakim beyin UYAP'tan onayladığı müzekkerelerin ilgili yerlere ulaştığını, aynı gün sulh ceza hakimlikleri ve Cumhuriyet savcılığının yanıtlarının UYAP ekranlarına gelmeye başladığını, akşama doğru hakim beyin odasında kararı yazmaya başladıklarını ancak bitiremediklerini, 23 Nisan günü nöbetçi katip olduğunu, nöbetçi olduğunu bilen hakim beyin kendisini arayarak nöbetten sonra müsait olursa kararı yazmaya devam edip edemeyeceğini sorduğunu, olumlu yanıt vermesi üzerine hakim beyin saat 17.00'ye doğru adliyeye geldiğini, bir kaç saat karar yazdıklarını, ertesi gün yani 24.04.2015 cuma günü hakim beyin odasında kararı yazmaya devam ederek saat 17.00 civarında bitirdiklerini, daha sonra hakim beyin isteği üzerine dosyaların taşıyabileceği kadarını İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesine götürdüğünü, hakim M..................... B........ 'in odasının açık ve hakim beyin makamında olduğunu görünce tekrar hakim Metin beyin yanına dönüp "kalem personeli çıkmış, ancak hakim Mustafa bey yerinde" dediğini, onun da "dosyaları hakim Mustafa beye götür, alırsa ona ver" dediğini, dosyaları götürdüğü hakim Mustafa beyin "bunlar ne" diyerek kararı gözden geçirdiğini, canı sıkkın bir şekilde "hep benim nöbetime denk geliyor, niye bu saatte getiriyorsunuz, niye beni görevlendiriyorsunuz" diye sitem ettiğini, daha sonra kendisine "tamam sen dosyaları bırak git" demesi üzerine kalan dosyaları da teslim edip hakim Metin bey ile adliyeden ayrıldıklarını, savcılık ifadesinde kararın gerekçeli kısmının hakim Metin bey tarafından kendisine flash bellekle verildiği yazılmışsa da, hakim beyin flash bellekle verdiği kısmın en fazla bir iki sayfa olduğunu, on dokuz sayfalık kararın geri kalan kısmını hakim beyin bizzat söylemesiyle kendisinin yazdığını,

 

Tanık R.. soruşturmada; 16.02.2015 tarihinden itibaren İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak çalıştığını, 20.04.2015 tarihinde mahkemelerinin muhabere nöbetçisi olduğunu, bu nöbet kapsamında taşraya gidecek evrakları alıp numara vererek mahalline gönderdiklerini ve şehir dışındaki mahkemelerce çıkartılan yakalama emirlerini aldıklarını, 20.04.2015 tarihinde mesai bitimine kadar kalemde olduğunu, sulh ceza hakimlerinin reddine ilişkin dilekçelerin gelmediğini, ancak sonraki günlerde zabıt katibi Ömer Aydoğan'ın "ortalık çarşı pazar karışacak" tarzında sözler söylediğini, nedenini sorduğunda da "ileride öğrenirsin" diyerek geçiştirdiğini, 27.04.2015 günü mesaiye geldiğinde olayları öğrendiğini, tarama bürosunca tarama işlemi yapılmadan dilekçeleri almadıklarını, numara verebilmeleri için evrakın taranması gerektiğini, ancak bu dilekçeler bakımından bu prosedürün uygulanmadığını ve hakim beyin dilekçeleri avukatlardan bizzat aldığını, ayrıca bu tip bir evrakın tevzi nöbetçisi olan mahkemeye gitmesi gerektiğini, hakim beyin reddi hakim evrakını kendilerinden gizlediğini,

Kovuşturmada; yazılan müzekkerelere ilişkin sulh ceza hakimliklerinin gönderdiği cevabi yazıların çıktılarını alıp bilgileri olmaması nedeniyle hakim beye götürdüklerini,

Tanık A..aşamalarda; İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinde mübaşir olarak çalıştığını, olay tarihinde oğlunun düğünü nedeniyle izne ayrıldığı için olayla ilgili herhangi bir bilgi ve görgüsünün bulunmadığını, söz konusu olayları televizyondan öğrendiğini, normalde mesai saatleri içerisinde dilekçeyi getiren kişiyi tarama bürosuna yönlendirip evrakı taratmasını istediklerini, bu işlemden sonra ise havaleyi yazı işleri müdürü, yok ise yerine bakan zabıt katibinin yaptığını,

Tanık A..soruşturmada; İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olarak görev yaptığını, cumartesi günü saat 16.32'de mahkemelerinin yazı işleri müdürü Ayşe Özkan'ın telefonla arayarak "adliyeden komisyondan aradılar, birisinin gitmesi gerekiyormuş, Ahmet Zararsız Bakırköy'deymiş, adliyeye sen gidiver" dediğini, saat 17.00 gibi Adalet Komisyonu kalemine gidip "bizi çağırıyormuşsunuz" dediğini, oradakilerin de "bekleyin, kaleme gitmeyin" demeleri üzerine savcılık yazı işleri müdürü olan babasının yanına gittiğini, bu sırada mahkemelerinin diğer zabıt katibi olan Ah..'ın da geldiğini, komisyondan haber bekledikleri sırada saat 17.18'de hakim M.............. B....... 'in telefonla arayarak nerede olduklarını sorduğunu, komisyondan çağırıldığı için adliyede olduğunu söylemesi üzerine, niye çağırdıklarını soran hakim beye "bilmiyorum, bekleyin dediler" şeklinde cevap verdiğini, hakim beyin "ben de geliyorum, ben gelmeden bir şey yapmayın" diyerek telefonu kapattığını, daha sonra hakim beyin tekrar arayarak "ne oldu, bir gelişme var mı? Odamın anahtarını sorarlarsa yok deyin" dediğini, hakim beye İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinin internete düşen kararından bahsetmesi üzerine, "benim böyle bir şeyden haberim yok. Metrobüsle geliyorum" dediğini, daha sonra yanındaki zabıt katibi Ahmet Zararsız'ı arayan hakim beyin, ne olduğunu ona da sorduğunu, Ahmet'in de "Arzu ablayla beraber adliyedeyiz" diyerek telefonu uzattığını, hakim beyin telefonda kendisine "mübaşir Ahmet Kılıçla zabıt katibi Abdül Samet Demirtaş'ı da çağır, onlar da şahit olsunlar" dediğini, hakim beyin "şahit olsunlar" sözünden bir şey anlamadığını, arkadaşlarını telefonla çağırdıklarını, yine telefonla arayan hakim beyin "ben geldim, gelin" dediğini, mahkemelerinin bulunduğu katta hakim beyin odasının kapısının açık olduğunu, "duruşma salonunun kapısını açın" dediğini, odasından klasörleri çıkaran hakim beyin zabıt katibi Ahmet'ten klasörleri duruşma salonuna koymasını istediğini, kendisine de "karar yazacağız UYAP'ı aç" demesi üzerine "şimdi mi yazacağız" diye sorduğunu, hakim beyin ise "ben pazartesi yazdıracaktım, ama yazdırmayacaklar, o yüzden şimdi yazacağız" dediğini, UYAP ekranına düşen bir tane talep olduğunu, hakim beyin isteği üzerine bu evraka her soruşturma için ayrı ayrı değişik iş numarası verdiğini, ayrıca hakim beyin "işimiz uzun sürecek, eşini ara beklemesin" dediğini, sonra yanından çıkardığı notlara bakarak kararı yazdırmaya başladığını, o sırada hakim beyin diğer katipler A.. ile A.S..'a da tutuklama müzekkerelerinin bilgilerini not aldırdığını, karar yazmaya başladıktan sonra telefonla kendisini arayan kişinin nerede olduğunu sorup "başsavcı bey seni çağırıyor" dediğini, telefonu isteyerek konuşmaya başlayan hakim beyin "illa Arzu mu olacak, Ahmet'i göndersem olmuyor mu" diyerek telefonu kapattığını, zabıt katibi Ahmet'e "sen git, karar yazmıyoruz, bekliyoruz dersin" dediğini, zabıt katibi Ahmet'in de "yanlış olmaz mı hakim bey" demesi üzerine hakim beyin "o zaman ben gidiyorum, ben görüşeceğim" diyerek yanlarından ayrıldığını ancak çok kısa bir süre sonra geri geldiğini, komisyondan tekrar aramaları üzerine telefonu isteyen hakim beyin konuştuğunu, hakim beye "beni başsavcı bey çağırıyormuş, gitmek zorunda değil miyim" diye sorduğunda "sizin amiriniz benim, ben izin vermiyorum, kimse buradan çıkmasın" dediğini, bu sırada eşi tarafından aranan zabıt katibi Ahmet'in gitmek istediğini, ancak hakim beyin izin vermediğini, üç veya dördüncü değişik iş kararı yazılırken UYAP'ın kesildiğini, bunun üzerine hakim beyin talimatıyla kalan kararları UYAP harici yazdıklarını, kararları yazarken bir kaç avukatın gelerek "internete bir haber düşmüş, böyle bir şey var mı" diye sorduklarını, hakim beyin de "yok böyle bir şey" diye cevap verip mübaşirden kapıyı kilitlemesini istemesi üzerine mübaşirin duruşma salonunun vatandaş giriş kapısını kilitlediğini, hakim beyin mübaşirle zabıt katibi A..'a "kaleme geçmeyin, koridorun ışıklarını yakmayın" dediğini, saat 22.00-22.30 sularında karar yazımını bitirdiklerini, karar yazımını bitirmek üzereyken yazı işleri müdürünün geldiğini, hakim beyin müdür hanıma "sen yukarıya çık, toplantı varmış, bir bak" dediğini, kendilerinin kaleme geçtiğini, hakim beyin kalemde diğer arkadaşlardan tahliye müzekkerelerini yazmaya başlamalarını istemesi üzerine kendisinin de evrakı düzenlediğini, bu sırada koridordaki avukatları gören hakim beyin mübaşirden avukatları çağırmasını isteyip gelen avukatlara "karar yazıldı, tebliğ alın, UYAP'ta kesildi ne hikmetse" dediğini, avukatlara kararları tebliğ ettiklerini, o sırada müdür hanımın müfettişlerin dosyayı istediklerine dair yazıyı getirerek hakim beye verdiğini, hakim beyin de müdür hanıma muhabere üzerinden cevabi yazı yazdırdığını, bu sırada müdür hanımın "biz muhabere nöbetçisi iken hiç tahliye kararı yazmadık, bunu yazmak zorunda mıyız" diye sorduğunda hakim beyin "sen benim söylediğimi yaz, en fazla benim yerimi değiştirirler, size bir şey olmaz" dediğini, müfettiş beyin müdür hanıma "sizlik bir şey yok, siz işinize bakın, katipler teker teker işi aksatmadan yanıma gelsin" dediğini öğrenmeleri üzerine tedirgin olduklarını, "biz usulsüz bir şey mi yapıyoruz müfettişlere soralım" dediklerini, mübaşiri kalemde bırakarak birlikte müfettişlerin olduğu kata çıktıklarını, orada komisyondaki zabıt katibini gördüğünü, onun da "niye kaleme geçtiniz, ben senin iyiliğin için söyledim abla" dediğini, yanlış bir şey yaptığı korkusu ve açlığın da etkisiyle bayılması üzerine ambulansla hastaneye kaldırıldığını, pazartesi sabahı mesaiye geldiğinde hakim beyin tahliye müzekkerelerini kabul etmeyenler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca her yazdığı suretten kendisine bir örnek aldığını, müdür hanımın kalemde hakim beye "biz muhabere nöbetçisiydik, muhabere nöbetçisi sadece evrak gönderir, tahliye kararı vermez" demesi üzerine hakim beyin "bu merci tayiniyle bana gelen dosya, muhabereyle alakası yok, ben karar vermek zorundaydım, takdirimi bu yönde kullandım, içim rahat, ucuz kahramanlık yapmak gibi bir niyetim yok" dediğini, hakim beyin tahliye kararlarını İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinden gönderilen evrak üzerinden verdiğini, savcılıktan soruşturma dosyalarını istemediklerini,

 

Kovuşturmada; hafta sonu neden karar yazdıklarını sorduğu hakim beyin "bu kararı pazartesiye yazacaktım ama yazdırmayacaklar, o yüzden bugün yazdırıyorum" dediğini, hakim bey odasını açtığında bir sürü dosya olduğunu, böyle bir dosyadan haberleri olmadığı için zabıt katibi Ahmet'le birlikte dosyaları görünce şaşırdıklarını, duruşma salonunda karar yazarken hakim beyin diğer zabıt katiplerinden dosyaları incelemelerini istediğini, bu sırada Cumhuriyet Başsavcılığından arayan kişinin kendisini çağırdığını, ancak hakim beyin kendisi yerine zabıt katibi Ahmet'i göndermek istediğini ve Ahmet'e "git karar yazmıyoruz de" dediğini, zabıt katibi Ahmet'in "yanlış olmaz mı" demesi üzerine hakim beyin "ben gidiyorum" diyerek yanlarından ayrılıp üç dakika sonra geri geldiğini ve "ben hallettim" dediğini,

 

Tanık Ahmet Zararsız soruşturmada; İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde zabıt katibi olduğunu, 2015/92 değişik iş sayılı kararın 24.04.2015 günü mesai saatleri içinde kaleme gelmediğini, UYAP ekranına da herhangi bir evrak düşmediğini, 25.04.2015 cumartesi günü yazı işleri müdürünün telefonla arayarak kalemden birisinin Adalet Komisyonuna gitmesi gerektiğini söylemesi üzerine adliyeye uzak mesafede olduğundan diğer katip arkadaşı Arzu Tuna'nın aranmasını istediğini, akşam üzeri arayan hakim beyin ise "bizim mahkemeyle alakalı internete bir haber düşmüş, bilgin var mı?" diye sorduğunda bilgisinin olmadığını, ayrıca Adalet Komisyonundan yazı işleri müdürünün arandığını, Arzu'nun muhtemelen adliyede olduğunu, kendisinin de adliyeye uğrayacağını söyleyip adliyeye gittiğini, adliyede Arzuyla beklerken hakim beyin Arzu'yu aradığını, Arzu'nun müracat kaleminde beklediklerini söylemesi üzerine "benim odama girmeyin, odamın anahtarını kimseye vermeyin, diğer arkadaşları da çağırın" dediğini, akabinde mübaşir Ahmet Kılıçla katip Abdül Samet'i aradıklarını, on beş yirmi dakika sonra hakim beyin Arzu'yu arayarak "Ben geliyorum, bir şey yapmayın, bekleyin" dediğini, bir süre sonra tekrar arayan hakim beyin "ben odamdayım, gelin" dediğini, odasının önüne gittiklerinde hakim beyin bu sefer "kaleme girmeden direkt odama gelin" diyerek odasındaki dosyaları kendilerine verdiğini, Arzu'dan ışığı açmadan kalemdeki anahtarı alarak duruşma salonunu açmasını istediğini, dosyaları duruşma salonuna taşıdıktan sonra hakim beyin yanından çıkardığı notlara bakarak Arzu'ya karar yazdırmaya başladığını, sonra mübaşir Ahmet Kılıç ve zabıt katibi Abdül Samet'in geldiğini, üçünün karar yazılırken duruşma salonunda beklediklerini, hakim beyin dışarı çıkmalarına izin vermediğini, eşinin rahatsızlandığını ve gitmek istediğini söylemesi üzerine hakim beyin "İstanbul'da annen, baban, eşin dostun yok mu onlar gidip baksın, ortada bir cenaze var, cenazeyi kaldırmamız lazım" diyerek gitmesine müsaade etmediğini, notlarını vererek kendilerinden tutuklayan mahkemenin adı, tutuklama tarihi, karar numarası gibi bilgileri yazmalarını istediğini, UYAP'ın kesilmesi üzerine hakim beyin "yazımı biten kararları kopyalayarak dışarıdan yazmaya devam edelim" dediğini, kendisinin ekranın kilitlendiğini ve kopyalanamayacağını söylediğinde, hakim beyin Arzu'ya "tekrar uğraş, önceki kararları kopyalamaya çalış, diğer kararlarda da aynı şeyleri yazacağız, aksi halde tek tek yeniden yazmak zorunda kalırız, iki, üç saat sürer" dediğini, Arzu'nun önceden yazılan kararları kopyalayıp bilgisayara kaydettiğini, hakim beyin kopyalanan bu kararlar üzerinde değişiklik yaptırarak UYAP dışından diğer kararları yazdırdığını, UYAP'ı ilk açtıklarında İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen evrakın 24.04.2015 günü mesai sonrası saat 17.28'de ekrana düştüğünü gördüklerini, İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinden gelen evrakı kendilerinin değil hakim beyin teslim aldığını, kararları yazarken komisyondan bir görevlinin Arzu'yu arayarak nerede olduğunu sorması üzerine Arzu'nun duruşma salonunda olduğu cevabını verdiğini, aynı kişinin iki üç kez daha Arzu'yu arayarak başsavcının çağırdığını söylemesi üzerine "ver ben konuşayım" diyerek telefonu alan hakim beyin konuşmasını bitirip telefonu kapattıktan sonra "Ahmet sen git beklediğimizi söyle, karar yazdığımızı söyleme" dediğini, kendisinin de yalan söylemekten çekindiği için "hakim bey yanlış olmaz mı" dediğini, bu sırada Arzu "hakim bey, başsavcı bey beni çağırıyormuş, o da amirim gitmem gerekmiyor mu" diye sorduğunda "senin amirin benim, gitmene izin vermiyorum" şeklinde cevap veren hakim beyin yanlarından ayrıldığını, bir süre sonra geri gelen hakim beyin kararları yazdırmaya devam ettiğini, bu sırada iki üç avukatın duruşma salonuna girerek "internetten bir haber okuduk, onunla alakalı mı buradasınız" diye sorduklarında hakim beyin "yok öyle bir şey" diye cevap vermesi üzerine avukatların çıktıklarını, mübaşirin kapıyı kilitlediğini, kararlar bittikten sonra hep beraber kaleme geçtiklerini, hakim beyin isteği üzerine kararları dışarıda bekleyen avukatlara tebliğ ettiklerini, yazı işleri müdürünün de kalemde olduğunu, müfettişin mahkemeye hitaben yazmış olduğu yazıyı hakim beye verdiğini, eli ayağı titreyerek "hakim bey ben yirmi, yirmi beş yıllık memurum, muhabere nöbetinde hiç böyle bir olayla karşılaşmadım, takdir sizin ama muhabere nöbetinde biz böyle bir karar vermek zorunda mıyız" dediğini, hakim beyin de kanunlardan bahsederek "29. Asliye Ceza Mahkemesi bizi görevlendirmiş, ya tahliye ya da red kararı vereceğiz, kararı ben veriyorum, bir şey olursa bana olur, size bir şey olmaz" şeklinde cevap verdiğini, yazı işleri müdürüne "katipler işlerini aksatmadan teker teker gelsinler" biçiminde talimat veren müfettiş beyin yanına diğer katiplerle birlikte gittiklerini, bu sırada müfettiş beyin odasının önünde çok sayıda avukatın olduğunu, o esnada bayılan Arzu'yu hastaneye gönderdiklerini, müfettişin yazı işleri müdürleriyle görüşmesinden sonra kendilerinin kaleme geçip tahliye müzekkerelerini yazmaya başladıklarını, sulh ceza hakimliğinden gelen evrakı okumadan yazı işleri müdürüne gönderdiğini, hakim beyin de yanında olduğunu, sonradan öğrendiğine göre evrakı mübaşirin teslim aldığını, hakim beyin de evrakın üzerine geliş tarihi ve saatini yazdığını, hakim beyin isteği üzerine yan kalemde çalışmakta olan İstanbul 31. Asliye Ceza Mahkemesi zabıt katibi Muhammed Zeyd Kibar'ın da kendilerine yardımcı olduğunu, saat 03.30 gibi tahliye müzekkerelerini bitirdiklerini, pazartesi günü tahliye müzekkerelerinin savcılık tarafından iade edilmesi üzerine avukatların hakim beyin yanına gelip gittiklerini, hakim beyin tahliye müzekkerelerinin gereğini yapmayanlarla UYAP'ı kesenler hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, hakim beyin tahliye kararlarını İstanbul 29. Asliye Ceza Mahkemesinden gönderilen dosyalar üzerinden verdiğini, savcılıktan soruşturma dosyalarını istemediklerini,

 

Kovuşturmada; hakim bey, zabıt katibi Arzu'ya kararları yazdırırken olayın farkına varmaya başladıklarını, telaşa kapılarak "biz muhabere miyiz neyiz, hafta sonundayız" dediklerini, komisyondan çağrılan Arzu'yu hakim beyin göndermeyip "biz karar yazıyoruz, şu anda müsait değiliz" diyerek kendisinden komisyona gitmesini istediğini, kendisinin ise "ben giderim, hani bu şekilde yaptığımızı söylerim" şeklinde cevap verdiğini, hakim beyin de "o zaman otur" dediğini, sonrasında mübaşirin yazdıkları tahliye müzekkerelerini savcılığa teslim etmek için götürdüğünü ancak kabul edilmediğini, yapılan şeyin yasal olmadığını fark ettiklerini, normalde muhabere nöbetinde taşraya evrak gönderip UYAP'taki işlemleri yaptıktan sonra postaya verdiklerini, İstanbul dışından gelen evrakta asker şahısların ifadelerini de aldıklarını, başka hiç bir işlerinin olmadığını, cumartesi ya da pazar günü gece vakti karar yazmak için adliyeye gelmediklerini, muhabere nöbetinde ilk defa böyle bir olay yaşandığını, yazı işleri müdüründen mübaşirine kadar bir şey yapamadıklarını, hakim beyin gitmelerine izin vermediğini, "ortada bir cenaze var, cenazeyi kaldırmamız lazım" dediğini,

 

Tanık ...aşamalarda; İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinde mübaşir olarak görev yaptığını, 24.04.2015 cuma günü mesai saatleri içinde mahkemelerinin muhabere nöbetçisi olduğunu, görevlerinin taşraya gidecek evrakı teslim alıp postayla mahalline göndermek olduğunu, 25.04.2015 cumartesi günü çağrılması üzerine saat 18.30 sularında adliyeye geldiğini, mahkeme kaleminin ışıklarının kapalı, duruşma salonunun ise açık olduğunu gördüğünü,duruşma salonunda hakim M.................. B........ 'in Arzu hanıma karar yazdırdığını, bilgisayar e

ekranında medyadan tutuklu old

© Copyright - DİGİTA