TAKI TASARIMLARINDA HUKUKİ KORUNMA

TAKI TASARIMLARINDA HUKUKİ KORUNMA

Cemalettin GÜRLER[1],[2]

GİRİŞ

Son yıllarda tüm dünyada ve ülkemizde yaşanan hızlı gelişim ve ülkemiz özelinde toplumun çoğunluğunu oluşturan dinamik nüfusun dayatmaları, sınai üretimin tarımsal üretimin önüne geçmesi, evrensel - ulusal pazardaki gelişmeler ve Avrupa Birliğine katılma çalışmalarının sonucu olarak Türk mevzuatında hızlı kanunlaştırma süreci yaşanmaktadır.

Bu kanunlaştırma çalışmalarının bir kısmı gereğinden fazla gündemi meşgul ederken bir kısım çalışmalar ise toplumun hatta yasalaştırmanın doğrudan muhataplarının haberleri olmadan, ilgililerin görüşleri alınmadan yasalaştırılmakta ve yürürlüğe konulmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak çok önemli olan bu çalışmaların bir kısmı ölü (uygulaması olmayan)  kanun olmakta ya da en iyi ihtimalle gerektiği kadar uygulanamayan kanun olarak kalmaktadır.

Dünyada birçok ülke, ülkemizin 19. Yüzyılın ikinci yarısında başladığı

 sınai mülkiyet hukukuna ilişkin düzenlemelere çok geriden başlamalarına rağmen sınai mülkiyet (tasarımlar)'i korumanın önemini anlamış, bunun sonucu olarak da ulusal ve uluslararası hukuk kuralları oluşturma yoluna yönelmişler, dünyada tekeller yaratmışlardır.

Yurdumuzda sınai mülkiyet alanındaki ilk düzenlemelerin Osmanlı döneminde marka hukukuna ilişkin olarak yapılmasına rağmen; uluslara­rası standartlar düzeyinde düzenlemeler ancak 1995 yılında gerçekleşebilmiştir. Konuyla ilgili bilimsel, sistematik çalışmalar ise yeni yeni başlamaktadır.  Bu çalışmalarda ilgili kesimlere hala ulaşamamaktadır.

Topluma çok fayda getirecek bir hukuki düzenleme olan 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Karar­name KHK'nın uygulanması hakkındaki tüzük ve taraf olunan uluslarara­sı anlaşmalar yani kısacası tasarımların mevzuatı ile tasarımların korun­ması alanındaki hukuki boşluk, genel hükümlere göre çözümden kurtulup kendisi için düzenlenen özel hükümlerle korunmaya başlamıştır.

 

KORUMANIN YASALAŞTIRILMASININ ÖNEMİ

Kavimler kapısı olan bu topraklar, sayısız medeniyetin doğuş, yük­seliş ve yok oluşuna tanıklık etmiştir. Tarihle özdeş sayılan yaşadığımız topraklardaki medeniyetler her konuda olduğu gibi takı konusunda da ye­diveren olmuş, her yeni medeniyet kendi kültürünü, her kültür kendi me­deniyetini, bunun sonucu olarak da kendi takı ve takı tasarımını yaratmış­tır.

Takı tasarımları ve üretimi günümüze kadar usta-çırak ilişkisi gele­neği içinde devam etmiştir. Usta-çırak geleneğinin sonucu olarak da üre­tilen takı tasarımları kendini tekrardan öteye geçememiş, üretilen tasarım­ların zevki ulusal pazar dışına çıkmamış hatta hitap edilen tüketici kitlesi Ulusal Pazar içindeki yerel pazarla sınırlı kalmıştır

Son yıllarda yaşanan gelişmeler sonucunda ülkemizde usta-çırak geleneği içinde üretimin ulusal ve evrensel ihtiyaçlara cevap vermeyece­ği fark edilmiştir. Çalışmalara akademik ve profesyonel anlamda yön verebilmek için çeşitli ortaöğretim kurumlarında giysi ve takı tasarını bölümleri açılmıştır. Bununla da yetinilmemiş, Gazi Üniversitesinin Ankara Merkez Kampüsü ile Beypazarı Kampüsünde ve Muğla Üniversitesi Milas Kampüsünde konuyla ilgili Yüksek okullar açılmıştır.

Takı tasarımlarının hukuki korunmasıyla ilgili olarak öğretim görevlileri ve öğrencileriyle yapılan görüşmelerde; tasarımların korunması hakkında bilgi sahibi olunmadığı görülmüştür. Oysa konuyla ilgili Türk mevzuatındaki 554 sayılı KHK'nın getirdiği düzenlemelerin yanı sıra 5684 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun, Türk Ticaret Kanununun, Borçlar Kanunun birbirinden bağımsız ve kümülatif olarak koruma getirerek,  takı tasarımlarına uluslararası standartlarda koruma sunmaktadır.

Tasarımların korunmasında öncelikle "Tasarım" kavramını tanımlamakla başlamak gerekir. Hukuken "Tasarım; bir ürünün tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil, biçim, renk, doku, malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin oluşturduğu bütünü" anlamına gelmektedir[3]. Hukuken takı tasarımı kavramı ise; takı kavramının tanımı ile 554 Sayılı KHK'da ki tasarım kavramının birlikte algılanması, harmanlanması ile ortaya çıkacak­tır. Bu nedenle tanımı bu şekilde bırakmak sağlıklı bir yöntem olacaktır.

                  Türk hukukunun, tasarımların korunmasında genel görüş olarak kümülatif korumayı benimsediği kabul edilmektedir. Tasarımın kümülatif korunması derken hak sahibinin şartlarının varlığı halinde mevzuatın bi­rine, birkaçına veya tümüne dayanabilmesi kast edilmektedir.[4] Tescilli ta­sarımların FSEK'ye göre de korunacağı yani kümülatif korumanın varlı­ğı, 554 Sayılı KHK 1/1 maddesinde açıkça belirtilmiştir.

Tasarımların korunmasında esas alınan ölçüt; tasarımların tescilli olup olmadığıdır. Korumanın kapsamı, korunan hakkın kapsamı, korumanın özellikleri tasarımın tescilli olup olmadığına göre belirlenir.

Genel kural olarak tescilli tasarımların korunmasında; 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında KHK esas alınır. Bunun yanı sıra şartlarının bulunması halinde 554 sayılı KHK ile 5846 sayılı FSEK'dan da birlikte yararlanılabilir.

Tescilsiz tasarımların korunmasında, şartlar bulunuyorsa 5846 sayı­lı Fikir Sanat Eserlerin Kanunu, Türk Ticaret Kanununun haksız rekabete ilişkin hükümleri ve Borçlar Kanunun ilgili maddelerinden herhangi birine yahut hepsine dayanabilir.

 

TESCİLLİ TASARIMLARIN 554 SAYILI KHK'YA

GÖRE KORUNMASI:

554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkındaki KHK; 1883 tarihli Sınai Mülkiyetin Korunması Hakkında Paris Sözleşmesi, 1886 tarihli Edebi ve Artistik Eserlerin Korunmasına Dair Bern sözleşme­si, 1994 tarihli Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Sözleşmesi, Avrupa Birliği mevzuatı ile sınai mülkiyet alanında uluslararası hukuk normlarına uy­mak amacıyla 1995 yılında ülkemizde yapılan bir seri kanunlaştırma ha­reketinin sonucunda ortaya çıkan bir düzenlemedir.

554 Sayılı KHK, yukarıda adı geçen sözleşmelerin çizdiği genel çerçevenin sonucu olarak Avrupa Birliği Mevzuatıyla paralellik göster­mektedir.

Bu kanunlaştırma çalışmalarıyla sınai mülkiyet alanına çağdaş stan­dartlar getirilirken bir yandan da uluslararası anlaşmalarla verilen ulusla­rarası taahhütler yerine getirilmiş oldu.

Tasarımlar korunmasında esas araç tescildir. Tescil makamı 544 sa­yılı KHK ile kurulan Türk Patent Enstitüsüdür[5]. Türk Patent Enstitüsü merkezi Ankara'da olup Dünya Fikri (Sınai) Mülkiyet Teşkilatı (WIPO) ile yoğun işbirliği içinde çalışmalarını sürdüren yarı özerk bir kurumdur.

 

554 Sayılı KHK'ye Göre Korumanın Şartları:

554 Sayılı KHK'ye göre tasarımın korunabilirliliği için üç temel şart gerekmektedir. Bunlar; 1) Yeni olmak 2) Ayırt edici niteliğe sahip ol­mak 3) Kamu düzeni ile genel ahlaka aykırı olmamak.

Kanun koyucunun “yeni olmak" şartında ölçütü, dünyanın her han­gi bir yerinde tasarımın kamuya sunulmamış olmasıdır. Kamuya sunmak­tan kasıt ise sergileme, satışa sunma, kullanma, tarif, yayım, tanıtım veya benzer amaçlı faaliyetlerdir.

"Ayırt edici niteliğe sahip olma" kavramı ise tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı genel izlenim ile diğer bir tasarımın yarattığı izlenim arasındaki farklardır. Bilgilenmiş kullanıcı kavramı olarak tasarı mı talep edenin bu talebi hakkında asgari bilgilerden fazlasına sahip olması demektir.

‘Kamu düzenine ve genel ahlaka adaba aykırı olmamak' deyimi ise Hukukta ilke olarak tanımlanan genel geçer bir kuraldır. Bu kuralla kanun koyucu uygulayıcıya toplumun genel ahlak, adap, din, örf, adet, geleneklere aykırılık teşkil edecek kısacası toplum tarafından infialle karşılanacak tasarımların tescilinin engellenmesini emretmiştir[6].

 

554 Sayılı KHK'ye Göre Korumanın Kapsamı:

554 Sayılı KHK'de korunan, sınaî mülkiyet hakkıdır. Bu nedenle de kapsamı en geniş tutulan korumayı, 554 sayılı KHK sağlamaktadır.

554 sayılı KHK'ye göre; tescil ettirilen tasarım üzerinde, "Tasarımın kullanılması hak ve yetkileri münhasıran tasarım hakkı sahibine ait­tir"[7]. Dolaysıyla tasarım hakkı sahibi hukuk gereğince tekelci hakka sa­hih olmaktadır.

Üçüncü kişiler; tasarım hakkı sahibinin izni olmadan, koruma kapsamındaki tasarlanan, tasarım ile ilgili şu kısıtlamalara tabidirler;

  • Aynı veya benzeri bir ürünü üretemezler,
  • Satamazlar,
  • Sözleşme yapmak için icapta (satım teklifinde) bulunamazlar,
  • İthal edemezler,
  • Ticari amaçla elinde bulunduramazlar,
  • Depolayamazlar,
  • Lisans yoluyla hak sahibi olanlar lisans hakkını izinsiz genişletemezler,
  • Lisans yoluyla hak sahibi olan lisans hakkını başkasına devredemezler,
  • Tescilli bulunan ve haksız olarak üretilen veya ticaret alanına çıkarılan tasarımı elinde bulunduranlar haksız üretilen tasarımı nereden ve nasıl bulduklarını bildirmekten kaçınamazlar.

 

554 Sayılı KHK'daki Tekel Hakkının Önemi:

554 sayılı KHK'de korumanın kapsamı ve etkinliği yüksek tutulmuş, tasarıma tekelci (inhisari) koruma sağlanmıştır.

Hukuken tekelci koruma sağlanması demek; tescilli takı tasarımla, üçüncü kişi/kişilerin bilerek ve isteyerek veya tesadüf sonucu meydana getirdiği tasarımının herhangi bir iktibas (ayniyet, kopya) veya iltibas (benzerlik, karışıklık) göstermesi halinde tasarım hakkına tecavüz edilmiş sayılması demektir.

554 sayılı KHK'ye göre korunan tasarıma, benzerlik yani iltibasın varlığının ispatı yeterlidir. Benzerliğin varlığı halinde koruma talep edi­nin ayrıca tasarım hakkına tecavüz edenin kötü niyetli olduğunu iddia etmesi veya ispatlaması gerekmemektedir.

Tasarımı, tescilli tasarım hakkını ihlal ettiği ileri sürülen kişinin de iyiniyetli olduğunu, tasarımın kendi hususiyetini taşıdığını, benzerliğin tesadüf sonucu oluştuğu gibi iddialarının hiç bir anlam ve önemi yoktur.

Bu iddiaların biri veya birkaçı doğru olsa bile tescilli tasarım sahibinin tekelci hakkı olması nedeniyle iddia sahibinin tasarımı korunmaz. Üçüncü kişinin tasarımının, tescilli tasarıma benzerliğinin her halükarda tasarım hakkını ihlal edeceği kabul edilir.

 

554 Sayılı KHK'ye Göre Yayın Ertelenmesi:

Bir tasarımın tescili için Türk Patent Enstitüsüne başvurulduğunda Enstitü, tasarımın gerekli şartları taşıyıp taşımadığını inceler. Enstitü tasa rımın gerekli şartları taşıdığına kanat getirirse tasarımı, Tasarım Sicil hm kayıt eder.

Tasarım Siciline kayıt edilen tasarım yayımlanır.[8]

Tasarım tescil talebinde bulunan hak sahibi, herhangi bir sebepli (tasarımın en uygun zamanda pazara sunulması, katalog oluşturmak için diğer tasarımların sonuçlanması, fuar zamanlarının beklenmesi vs. nedenlerle) tasarımın tesciline ilişkin Sınai Mülkiyet gazetesindeki (Resmi Endüstriyel Tasarımlar Bülteni) yayımın yani kamuya sunumun ertelenmesini talep edebilir. Böylece tasarım koruma allına alınmasına rağmen kamu ya sunulmamış olur.

         Yayınını tescil talebi için başvurulmasından başlamak üzere en fazla 30 ay ertelenmesi mümkündür. Yayımın ertelenmesi talebi ile tasarımın tescil talebi başvurular siciline kaydedilir. Ancak tasarımın görsel anlatı­mı ve diğer ilişik belgeleri kamuya sunulmaz. Böylece tasarım sahibinin tasarımını kendisi için en uygun zamanda kamuya sunabilmesi sağlanmış olur.

 

554 Sayılı KHK'ye Göre Lisans Hakkı:

 

554 sayılı KHK hükümlerine göre tescilli tasarım, lisans sözleşme­sine konu olabilir[9]. Lisans, en basit şekilde "hak sahibinin tasarım hakkı­nı bir eder karşılığı veya karşılıksız şekilde üçüncü kişinin kullanımına sunması" olarak tanımlanabilir.

Lisans tüm ülkede kullanma yetkisinin verilmesi şeklinde olabile­ceği gibi, ülkenin belli bir bölgesiyle sınırlı şekilde de verilebilir.

Diğer hukuk alanlarındaki lisans sözleşmelerinde olduğu gibi 554 sayılı KHK'de de lisans iki şekilde düzenlenmiştir.

a)İnhisari Lisans: Uygulamada tekelci lisansta denir. 554 Sayılı KHK'mn 41/4 maddesinde düzenlenmiştir. Hak sahibi (yaratıcı) hukuki haklarını başka bir şahsa (lisans alana) devretmektedir. 

İnhisari lisans sözleşmesinde, lisans veren (yaratıcı) kullanıma iliş­kin haklarını saklı tutmadıkça lisans alan haricinde kimse tasarımdan ya­rarlanamaz, onu kullanamaz ve diğer hukuki tasarruflarda bulunamaz. Lisans hakkı, sadece lisans hakkını alan tarafından kullanılır.

Lisans veren hak sahibi, bu hakkı başka kimseye devredemez. İnhi­sari lisans alan, tasarımın kullanımı için gerekli fiili ve hukuki tüm tasar­ruflarda bulunabilir.

b) İnhisari (Tekelci) Olmayan Lisans: İnhisari olmayan lisansta da inhisari lisans gibi, tasarımın asıl sahibinin kullanım hakkını bir başka­sına devri söz konudur.

Temel özellik ise, lisans verenin kendisinin de lisans alanla birlikte tasarımı kullanabilmesidir. Ya da hak sahibi olarak bir kişiyle lisans söz­leşmesi yapmış olsa dahi başkalarına lisans hakkı verebilir[10].

 

554 Sayılı KHK'ye Göre Tescilli veya

Tescili Talep Edilen Takı Tasarımına İtiraz

 

Sınai Mülkiyet gazetesinde ilanı yapılmış tescil için olarak hak kay­bına uğradığına inanan gerçek veya tüzel kişiler ve ilgili meslek kuruluş­ları gerekçelerini açıkça belirtmek suretiyle Enstitüye itirazda bulunabilir­ler.

 

554 Sayılı KHK'ya Göre tescilli Tasarımın Korunma Süresi

 

Tescilli tasarımlar için koruma süresi toplam 25 yıldır. Ama tasarım sahibi 25 yıllık korumayı ilk başvuruda talep edemez. Hak sahibinin tasa­rım korumasını 5'er yıllık periyotlarla yenilemesi gerekir.

Her 5 yıllık koruma periyodunun bitmesinden önceki ve sonraki 6 aylık dilimlerde (toplam 12 ay içinde) tescil yenilenmelidir. Bu 6 aylık süre içinde tescilin yenilenmemesi halinde hak sahibi 554 sayılı KHK'ye göre koruma talep etmekten vazgeçilmiş sayılır.[11]

Tescilli tasarım 5'er yıllık yenilenme süresi içinde yenilenmeme, ya da yenilense dahi 25 yıllık topla n süresinin sona ermesinden sonra, diğer kanunların aradığı şartlarının varlığı halinde diğer kanunların ve genel hü­kümlerin korumasından yararlanmaya devam eder. Yani 554 sayılı KHK'nın koruması bir şekilde sona erse dahi diğer kanunların sağladığı koruma bu sona ermeden etkilenmez.[12]

 

FİKİR VE SANAT ESERLERİ KANUNUNA GÖRE KORUMA

 

Uygulamada tasarımların çok büyük bir kısmı tescil edilmemekte­dir. Tescil yapılmamasının sebeplerinin başında tasarımların tescilinin öneminin ilgililerce muhataplarca yeterince anlaşılmamış olması bulun­maktadır.

Bunun yanı sıra tescilin ekonomik anlamda getirdiği masraflar, tescil prosedürünün karışıklığı ve formalitelerinin uzunluğu caydırıcı olmak tadır. Kaldı ki takı tasarımlarının toplumun değişim dinamizmine uyarak moda halini alması nedeniyle tescil prosedürü sonuçlanana dek tasarımın modasının geçmiş olması yada tasarımın ekonomik öneminin azalması olasılığının yüksekliği de diğer caydırıcı sebepler olarak sayılabilir.

 

Oysa tasarımların 554 s;ıyılı KHK'ye göre korunması anlatılırken daima tescilli tasarını kavramı kullanılmıştı yani takı tasarımı korunurken tescili hep ön şart olduğu belirtilmişti.

Tasarım tescil edilmemiş olsa dahi -ki takı tasarımların büyük kıs­mı böyledir- tasarım, yaratıcısının, emeğini, birikimini, yaratıcılığını, za­manını ve bunların hepsinin toplamını ve fazlası anlamına gelecek olan yaratıcının hususiyetini taşıyacaktır. Bir tasarımın yaratıcısının yarattığı tasarım üzerinde şahsi hususiyeti bulunması tasarıma sanat eseri niteliği kazandırır. Yaratıcının hususiyetini taşıyan tasarım tescilli olsun olmasın tasarım FSEK'ye göre korunabilir.

FSEK göre korumanın kapsamı 554 Sayılı KHK'deki korumaya göre daha dardır. Şöyle ki FSEK,da korunan, yaratıcının hususiyetidir. Burada korunan hususiyeti diğer bir yaratıcının hususiyetinden ayırd et­mek çok zordur.

FSEK'ye göre koruma halinde üçüncü kişi tasarımın bir benzerini kendi hususiyetini ekleyerek kullanabilir, piyasaya sürebilir. Hatta bu benzerlik doğrudan tasarımdan yola çıkılarak üretilmiş olmasında dahi durumu değiştiremez.

 

FSEK'na Göre Tasarımda Korumanın Kapsamı:

 

FSEK'na göre korumada korunan, sanatçının yaratıcılığı ve hususi­yetidir demiştik. FSEK sadece kopyalamaya karşı yaratıcının hususiyeti­nin korunması sağlar. Bunun sonucu ise 554 sayılı KHK ile korunan tasa­rımda hak sahibinin benzerliği (iltibası) ispat etmesi yeterliyken FSEK ile korunan tasarımda ise hak sahibinin kendisinin taklit edildiğini ispatlama­sı gerekir.

FSEK'na göre koruma için tescil veya herhangi bir işlem gerekmez iken 554 sayılı KHK ya göre koruma talep edilen tasarımın tescil edilmiş olması gerekir.

FSEK ve 554 sayılı KHK'nın koruma hükümleri uygulanırken iki noktanın gözden kaçırılmaması gerekmektedir. Öncelikle FSEK'nm 70 yıllık koruması, tasarımın korunması kavramına uygun değildir. Bu ne­denle tasarım, tescilli veya tescilsiz olsa da ilk 25 yıllık zaman diliminden sonraki dönemde korumayı olabildiğince dar yorumlamak ve tasarım sa­natçısının korunmasını esas alan yorum getirmek gerekir.

İkinci önemli husus ise yaratıcının hususiyetidir. Korumanın kapsa­mı belirlenirken yaratıcının hususiyetini çokça öne çıkarmak gerekir. Ak­si halde koruma FSEK'ye göre koruma tasarımın kamuya mal olmasını geciktirmekten öteye çok bir anlam ifade etmeyecektir. Yaratıcının hakkı korunurken kamusal çıkarlar geriye itilmiş olacaktır.

 

FSEK'ye Göre Korumalarda Lisans Hakkı:

 

554 Sayılı KHK'deki inhisari lisans ve inhisarı olmayan lisans kav­ramları FSEK'de karşımıza basit ve tam ruhsat şeklinde çıkmaktadır[13]. FSEK'deki tam ruhsat inhisari lisansa, basit ruhsat ise inhisari olmayan lisans kavramına denk düşmektedir.

 

FSEK'na Göre Tasarımda Korumanın Süresi:

 

FSEK'de mali hakların korunma süresi hak sahibi gerçek kişi ise eser sahibinin hayatı boyunca ve ölümünden itibaren 70 yıl, hak sahibi tü­zel kişi ise yine tasarımın alenileşmesinden itibaren 70 yıldır (FSEK mad­de 27/1).

Tasarımcının manevi haklarının Fikir ve Sanat Eserleri Hukukuna göre korunma süresi tasarımcının tüm hayatı boyunca ve en az mali hak­lar süresi kadar (70 yıl)dır.[14]

 

HAKSIZ REKABET HÜKÜMLERİNE GÖRE KORUMA:

 

Takı tasarımlarının haksız rekabet hükümlerine göre korunmasına geçmeden önce haksız rekabet kavramını açıklamak gerekir.

Haksız rekabet iki temel unsurdan oluşur; ekonomik anlamda reka­bet ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı hareketle rekabetin kötüye kullanılması sonucu eylemden zarar görülmesi ya da zarar görme olasılığının oluşması. Ekonomik anlamda rekabetin varlığı için; haksız rekabet edenin, haksız rekabete uğrayan ile aynı alanda faaliyet göstermesi şart değildir; yapılan eylemin ekonomik alanda sonuç doğurması veya böyle bir ihtimalin olması yeterlidir.

Objektif iyiniyet kurallarına aykırılık denirken kastedilen ise basiretli[15] ve dürüst bir kişinin, eylemin üçüncü kişinin faaliyet alanında haksız rekabet oluşturacağını veya haksız rekabete maruz kalanın zararını görme olasılığını taşıdığını bu nedenle yapılmaması gereken yada yapıldığı takdirde iyiniyet iddiasında bulunulamamaktır.

         Haksız rekabet Türk Hukukunda BK 48 ile TTK 56 vd. maddelerinde düzenlenmiştir.

         Haksız rekabette öne çıkan korumanın konusu, 554 sayılı KHKde ki gibi sınai mülkiyete dayanan tekel hakkı yada FSEK'daki yaratıcının hususiyeti ve hakkı değildir. Haksız rekabette korunan, ticarette iyi niyetli girişimcinin çabasını, birikimini, yatırımını ve üretimini kapsayan işletmesel emeğin korunmasıdır.

         Haksız rekabet hükümleri, 554 sayılı KHK'ye ve FSEK'na göre daha genel hükümlerdir. 554 sayılı KHK'nın amacı; tasarımın (sınai mülkiyet) üzerinde tescilli tekel hakkı oluşturarak, FSEKnda amaç tasarımcın hususiyetini korumaktır. Haksız rekabette ilişkin hükümlerde ise doğruda rekabetin korunması amaçlanmıştır.

         Nitekim 554 sayılı KHK'de de açıkça amacın rekabet ortamını oluşturulmasının ve sanayinin gelişmesini sağlamak olduğu belirtilmiştir[16].

         Daha önce tasarımını tescil ettirmiş ve tescil sonucunda 554 sayılı KHK'nın getirdiği korumadan yararlanan hak sahibinin genel olarak haksız rekabet hükümlerinden de yararlanması ise duruma göre değerlendirilmek gerek.  Yani düalist bir yöntem izlenmesi gerekir. Şöyle ki;

         Öncelikle tasarımın 554 sayılı KHK ile korunmasında koruma, detaylı, sınırları belirlenmiş, mekanik ve net hükümlerle oluşturulmuştur. Burada hukuk yaratma ve somut olaya göre karar vermesi engellenmiştir. Oysa hukukta her problem kendinden önceki bir probleme ne kadar benzerse benzesin bağımsızdır.

Bu nedenle tasarımlarla ilgili hukuki korumalarda da genel hükümlere ihtiyaç duyulmakta olup bunun TTK'daki haksız rekabete ilişkin genel hükümlerle karşılanması en doğru yöntemdir.

Bununla birlikte sınai mülkiyet hukukunun temel ilkesi; sınai mülkiyete dayanarak korumanın süre açısından sınırlı olmasıdı[17. Hak sahibinin

554 sayılı KHK' nın çok geniş ve güçlü korumasının 25 yıl yararlan­masından sonra haksız rekabet hükümlerine dayanarak süresiz koruma el­de etmesi, sınai mülkiyet hukukunun özüne aykırıdır. 25 yıllık süre için­de hak sahibinin tasarım yaratması için harcadığı emek ve değerin kar­şılığını almış olduğu kabul edilmelidir. Kanımca her ne olursa olsun iyiniyete aykırı davranışlar ayrık tutulmak kaydıyla tasarımların korunma süresi 25 yılı geçmemelidir.

Bunun istisnası; süresi dolan tasarımın iyiniyete aykırı olarak kamuoyu ve alıcı kitlesini yanıltacak şekilde kullanılması halinde haksız rekabet hükümlerine dayanılabilmesidir.

Sonuç olarak; korumanın özüne ilişkin durumlarda 554 Sayılı KHK'nın uygulanması esas alınıp en uygulamada oluşan boşluklar hak­sız rekabet hükümleriyle doldurulurken, koruma süresi ile ilgili durumlar­da ise 25 yıllık toplam sürenin sona ermesiyle haksız rekabete dayanılarak süresiz korumanın sağlanmasının doğru olmadığı görüşündeyim.

cemalettingurler@hotmail.com

© Copyright - DİGİTA