ÜRETİCİ BİRLİKLERİNDE KAYYIM UYGULAMASI

“Kayyım” kelimesinin kökü Arapça olup sözlük anlamı; bir malın idaresini veya belirli bir işin yapılmasını üzerine alan yahut bu iş için tayin edilen kimse, işin dosdoğru yapılması anlamlarına gelir. Teknik terim olarak; bir şeyin veya bir kimsenin bakımını üstüne alan ve bu yüzden onlar üzerinde idareci olan kimse demektir. Kayyımlık kelimesine ilişkin mevzuatta doğrudan tanıma rastlanmamakla birlikte Türk Medeni kanunu 403. maddesinde “Kayyım, belirli işleri görmek veya malvarlığını yönetmek için atanır.” denilerek, kayyımlık yapılacak iş üzerinden dolaylı olarak tanımlanmıştır.

Kayyım uygulamasına üç şekilde rastlanmaktadır; Bunlardan birincisi, bir hukuk kişisinin belli bir veya birkaç işini görmek amacıyla atanan kayyımlık olup bunlara “Temsil Kayyımı” denilmektedir (TMK. 459). Birlik organları görevleri başındayken belirli bir iş için atanan kayyım temsil kayyımlığıdır. Örneğin; Birlik organları görev başındaydı ve olağan işlerini yapmakta iken toplanamayan birlik genel kurulunu toplamak, toplantı gündemini hazırlamak için atanmış kayyımlar, temsil kayyımıdır.

Kayyım uygulamasının ikinci hali ise kimseye ait malların veya hiçbir kimseye ait olmayan malların idaresi için atanan kayyım olup buna da “Yönetim Kayyımı”dır. Yönetim kayyımını Türk Medeni Kanunun 460. maddesini esas alarak açıklamak doğru olur. Esasında yönetim kayyımlığı, yönetim için gerekli olan oran ve ölçüde temsil yetkisine de sahip olduğunu bu nedenle yönetim kayyımlığının içinde temsil yetkisini de barındırdığını kabul eden görüşler bulunmaktadır.

Benim görüşüme göre atanma sırasında kayyımlığın temsil yâda yönetim kayyımlığı olduğu belirtilmemiş, yâda sınırlandırılmamış ise “Tam Kayyımlık” yani hem temsil hem de yönetim kayyımlığını tam varlığı kabul eden kayyımlık kavramının varlığını kabul etmek gerekir.

Üretici Birliklerine Kayyım Atanması:

Türk Ticaret Kanunu ve Kooperatiflere ilişkin düzenlemeler arasında kayyım atanmasını düzenleyen özel bir hüküm öngörülmemiştir. Bu nedenle kayyım atanmasında Medeni Kanunun “Bir tüzel kişinin gerekli organlarından yoksun bulunması ve yönetiminin başka yoldan sağlanamaması” şeklindeki emredici hükmü esas alınmalıdır. Kayyım atanması devlet kurumlarından olabileceği gibi Medeni Kanunu 75/2. maddesinin göndermesiyle “Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplamaya çağırmakla görevlendirilir” şeklindeki talebe dayanılarak mahkeme yoluyla atanma olabilir.

Üretici Birliklerine şimdiye kadar atanana kayyımların nerede ise tamamı yönetim kurullarının mevzuata aykırı uygulamaları nedeniyle oluşan olumsuzlukların giderilmesi için görevlendirilmişlerdir. Dolayısıyla Üretici Birliklerindeki atanacak kayyım, genellikle tam kayyımdır.

Birliklere Kayyım Atanmasının Sebepleri:

Üretici Birliklerine kayyım tayin edilmesinin sebepleri araştırıldığında, neredeyse tüm kayyım uygulamalarında idari, ekonomik ve hukuki sebeplerin ön plana çıktığı gözlemlenmektedir.

Bu sebepleri örneklemek gerekirse;

  1. Yönetim veya denetim kurulu seçimine ilişkin kararın yokluk veya butlan ile sakat olması,
  2. Kurul olarak faaliyet göstermesi gereken organ yerine kişinin organ seçilmesi,
  3. Organ kurul üye sayısının, karar yeter sayısından daha az sayıda kişi seçilmiş olması,
  4. Organın üye sayısının istifalarla yeter sayının altına düşmesi, 
  5. Yönetim organına bir tüzel kişinin seçilmesi,
  6. Birlik mevzuatında ve kuruluş sözleşmesinde hukuken yok sayılan şartlardan bir veya bir kaçının gerçekleşmesi,
  7. Birlik kurullarına gerçek üreticiler yerine birlik yönetmeyi geçim kapısı haline getirmiş kişiler tarafından yönetilmeye çalışılması,
  8. Birlik yönetim ve harcamalarında şeffaflıkta istenilen noktalara ulaşılamaması,
  9. Kurumsallaşmaya gerekli özenin gösterilmemesi,
  10. Bilinçsiz harcamaların getirdiği maddi ağırlıklar sonucunda birlik bütçelerinin alt üst olması,
  11. Birliklerin mali açıdan destekleme ve hibeleri esas alması kendi gelir kaynaklarını oluşturmamaları,
  12. Üretici Birliklerinin kuruluş gerekçelerine uygun faaliyetlerde bulunmaması,
  13. Yönetimde bulunmaması gereken kişilerin, mevzuatın boşluklarından faydalanarak organlara seçilmesi, 
  14. Organ seçimlerinde demokratik kanalların açık olmaması vs.

Görüldüğü üzere kayyım atanmasının sebepleri ciddi olup bu nedenle uygulamada birliklere atanan kayyımların genellikle temsil ve yönetim kayyımlığını kapsar şekilde tam kayyım olması sürecin zorunluluğudur.

Kayyım Atanmasına İlişkin Bulunması Gereken Yasal Şartlar:

Birlik organlarından yoksun hale gelmesi, her zaman kayyım atanması için yeterli sebep değildir. Çünkü üretici birlik ana sözleşmesine göre veyahut diğer mevzuata göre organın yeniden oluşturulması olanaksız hale gelmişse bu durumda birlik kendiliğinden sona ereceğinden, bu aşamadan sonra o üretici birliğine kayyım atanması mümkün değildir.

Kayyım atanması ile organların oluşturulması gerekli şartlar ve bu mümkün ise o zaman kayyım atanması gerekir. Kayyın atanması için gereken şartlar şunlardır;

  • Bir malvarlığının bulunması,
  • Malvarlığının üretici birliğinin doğrudan yâda dolaylı olarak ilgilendirmesi,
  • Üretici birliğinin yönetimi için gerekli olan zorunlu organlardan “genel kurul, yönetim, denetim, genel kurulundan herhangi birinden yoksun bulunmasıdır. Kayyım atanmasında organdan yoksunluk yönetim kayyımı atanması için yeterli olmayıp, aynı zamanda bu organ yoksunluğunun başka bir yolla giderilmeyecek nitelikte olması da gerekir.

Üretici Birliğinin, organ eksikliğini makul bir süre içinde giderme işlemlerine başlanmış olması durumunda yönetim yoksunluğundan söz edilmesi mümkün değildir. Bunun doğal sonucu olarak eksik organın tamamlanması için işlemler sürerken kayyın atanmaz, kayyım atanmışsa kayyın atanmasının şartları kalmadığından kayyımlık görevi kendiliğinden sona erir.

Üretici Birliklerinde Kayyımın Yapabileceği İşler:

  • Kayyım atanırken kayyımlık kararında, faaliyetleri sınırlayacak bir düzenleme bulunmakta ise kayyım sadece sınırlanan işi yapabilir. Örneğin; kayyım sadece üretici birliğinin bir kısım malvarlığının yönetim ve gözetimi ile görevlendirilmiş ise, yalnız o malvarlığının yönetim ve korunması için gerekli olan işleri yapabilir.
  • Kayyım, üretici birliğinin yönetim kurulu yerine atanmış ise üretici birlik mevzuatında yönetim kuruluna yüklenen görevleri yapmakla yükümlüdür. Bunun sonucu olarak mutat toplantıları yapmalıdır.
  • Kayyım, üretici birliği yönetim kurulu yerine atanmış ise birlik bütçesinin hazırlanması dâhil birliğin olağan akçalı tüm işlerini yapmalıdır,
  • Kayyım, üretici birliği yönetim kurulu yerine atanmış ise idaresindeki taşınmazla ilgili ecrimisil belirleyip bunun tahsili için yaptığı bu tür işlemler kayyımlığın olağan idari işlemleri1 içerisindedir.
  • Kayyım, üretici birliği yönetim kurulu yerine atanmış ise üretici birliklerinin tutması gereken soy kütük başta olmak üzere, soy kütüklerini tutmalı, icmalleri vs. hazırlamalı, bunu ilgili kurum / kuruluşlara sunmalıdır.
  • Kayyımların atanması ilelebet olmayacağından eksik olan birlik organının inşası için makul sürede olağan yada olağanüstü genel kurul yapmalıdır.
  • Kayyımlar yerine atandığı organa genel kurulda alınan kararlarla yüklenmiş işleri yapıp bu konuda genel kurula bilgi vermelidir.
  • Kayyım, yönetim kurulu yerine atanmış iseler üretici birliklerin esaslı görevlerinden üreticilerin eğitimleri için gerekli çalışma ve yayınları yapmalıdır.
  • Kayyım, üretici birliği yönetim kurulu yerine atanmış ise üretici birliğine üye olanların üretim faaliyetlerinde başarı ve verimin sağlanması için gerekli pazar, fiyatlandırma, kredi, finans, hibe vs olanakları üyelere sunmalıdır.
  • Kayyımlar haklı gerekçeleri olması halinde personelin alma, çıkarma ve özlük işlerini yürütmelidir.
  • Kayyım, üretici birliği yönetim kurulu yerine atanmış ise mevcut bütçe dâhilinde gerekli harcamaları yapmalıdır.
  • Kayyım, birliğin aczi halinde Genel Kurulu toplantıya davet etmeli, gerekli mercilere haber vermelidir.
  • Kayyım yerine atandıkları organlarda görev alanların sonradan tespit edilen yolsuzluklarını ilgili mercilere haber verir, gerekmesi halinde yasal süreç başlatırlar.
  • Kayyımlar gerekli tüm hukuki süreçleri sonuna kadar işletmelidirler çünkü kayyım gerektiren durumlar esasında var olan yanlışları düzeltmek, üretici birliğini hukuk sınırları içine çekmektir.
  • Kayyım rutin işler içinde sayılan kira paralarının toplanıp değerlendirilmesi yada kiraların ödenmesi gibi rutin işlemleri yapmalıdır,
  • Vergilerin, SGK primlerinin, danışmanlık ücretlerinin ödenmesi gibi iş ve işlemleri yasal zorunluluk olması nedeniyle yapılması gereken işlerdendir.

Kısaca kayyımlar, yönetimin gerektirdiği temsil yetkisine de sahip olması nedeniyle, temsil yönetimi ile görevlendirildiği malvarlığını korumak ve geliştirmek için gerekli olan iş ve işlemleri yapmaya yetkilidir. Ancak kayyımlar olağanüstü iş ve işlemler yapamazlar. Bunlar atama makamlarının veyahut genel kurulların vereceği ile yapılabilir. Kayyımının acele durumlarda gerekli izinleri sonradan tamamlayabilir, izinsiz işlemler için sonradan icazet alabilir.

Kayyımlar açısıdan olağanüstü işlemler olarak;

  • Olağanüstü inşaat işleri,
  • İpotekli kredi alınması,
  • Taşınmazın satılması,
  • Binanın yıkılışı yeniden yapılması işlemler olağanüstü sayılıp atama makamının iznine bağlıdırlar. Kayyımının acele durumlarda gerekli izinleri sonradan tamamlamak üzere dava açma imkânı bulunmakta olduğu gibi, izinsiz işlemler için sonradan icazet alınması da mümkündür.

Kayyımın yönetmesi gereken malvarlığı içinde para bulunmakta ve bu paralara yönetim ve koruma görevi için gereksinim duyulmuyorsa veya yönetim ve koruma görevi için duyulan miktardan fazlası faiz getirmek üzere atama makamınca belirlenen bir bankaya yatırılması veya devlet hazinesi tarafından çıkarılan menkul kıymetlere yatırılması yönetim kayyımının görevidir.

Kayyımların Sorumlulukları:

Kayyımlık kurumunda sorumluluk iki şekilde ortaya çıkar kayyım olarak atananların şahsi sorumlulukları ve devletin (atama makamının) sorumluluğu. Kayyımlar açısında sorumluluk kusur sorumluluğu iken devletin sorumluluğu kusursuz sorumluluk şeklinde ortaya çıkar.

Kayyımlık makamındakilerin medeni kanun hükümlerinden kıyasla kayyım olarak kişiler, bu görevlerini yerine getirirlerken iyi bir yönetimin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdürler.”2 . Bu emredici hükmün sonucu olarak, uygulama makamı olan kayyımların görevlerini yerine getirirken atanma gerekçelerine uygun olarak gereken özen, dikkat, sorumluluk ve hukuki çerçevede hareket etmeleri gerekir.

Kayyımlık, görevini yerine getirirken kusurlu davranışıyla üretici birliğine zarar veren kayyım birliğe verdiği zarardan sorumludur3 . Bu uygulamanın gerekçesi olağandışı bir durum olan kayyım atanmasını gerektirir olayda yani yönetim ve idari işlemlerde kayyımların gerekli hassasiyet ve özeni göstermelerini sağlamaktır. Kayyımlık atanmasını gerektiren sebepler ve üretici birliklerine atanan kayyımların olağan işler çok fazla akçalı işleri yönetmek zorundadırlar. Kayyımların atanmasının gerekçesi olan özensizlik, hata ve hukuksuzluğun içinde kayyımlarında yer almaması için kayyımlarında kişisel olarak sorumlu tutulmaları gerekir.

Üretici Birliklerine kayyım atanmasında, idare, bakanlık, mahkeme yâda kanundaki deyimle devlet, kayyım olanların hukuka aykırı olarak birliğe ve üreticilere verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumludur. Kayyımların verdiği zarar herhangi bir nedenle kayyımdan tazmin ettirilememesi halinde Devlet zararlardan müşterek ve müteselsil sorumludur. Ancak zararı tazmin eden Devlet, zararın meydana gelmesinde kusurlu olanlara rücu eder. Kayyımlar kurul halinde görevlerini ifa ederken doğan zararlarından kusurları ile sebep olanlar, rücu hakkını kullanan Devlete karşı müteselsilen sorumludurlar.

Kayyımların Sorumluluklarında Zamanaşımı:

Kayyım olarak görevli olanların sebebiyet verdikleri zararlardan dolayı Devlete karşı açılacak davaların zamanaşımı genel hükümlere tabidir. Sorumlu kayyıma karşı açılacak tazminat davası kesin hesabın tebliğ edildiği tarihten başlayarak bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Tazmin ettirilemeyen zararlar için Devlete karşı açılacak tazminat davasının zamanaşımı süresi, zararın vasi, kayyım ve yasal danışmana tanzim ettirilemeyeceğinin anlaşılmasından başlayarak bir yıldır.

Kayyımların verdikleri zararlar, zarar görenler tarafından bilinmesi veya anlaşılması olanağı bulunmaması, bir hesap yanlışlığına veya bir sorumluluk sebebine dayanan tazminat davası olması halinde hesap yanlışlığının veya sorumluluk sebebinin öğrenilmesinden başlayarak bir yıl içinde açılabilir. Yani bir yıllık zamanaşımı olayın öğrenilmesinden sonra bir yıldır. Ancak bu süre sonsuz olmayıp tazminat davaları, her halde kesin hesabın tebliğinin üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Devletin rücu davası, rücu hakkının doğumunun üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Cemalettin GÜRLER

Hukukçu

GCG Hukuk Bürosu

© Copyright - DİGİTA