ESAS NO : 2014/10433 KARAR NO : 2016/10353

            Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, destekten yoksun kalma tazminatı yönünden; davacı R. ile Yaşar D. tazminat talebinin reddine, davacı Şerife D. için ıslah ile arttırılan toplam 109.577,66 TL’den 5.000 TL dava tarihinden B.ye 104.577,66 TL’nin 16.09.2013 ıslah tarihinden, davacı Keziban D. için ıslah ile arttırılan toplam 15.317,63 TL’den 5.000 TL’nin dava tarihinden itibaren, B.ye 10.317,63 TL’nin ıslah tarihi 16.09.2013 tarihinden itibaren sürücü Tansel A. ve işleten Fatma Y. ile  A. Sigorta A.Ş’den ( poliçe limitiyle sınırlı olmak kaydıyla)  kanuni faiziyle birlikte müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  davalı E. Sigorta A.Ş. yönünden destekten yoksun kalma tazminat talebinin reddine, manevi tazminat talebi yönünden; davanın kısmen kabulüne, davalı Sigorta şirketleri yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ve davalı A. Sigorta A.Ş  vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde ve oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına, davanın 01.07.2012 tarihinden önce açılmış olmasına, dava tarihi itibari ile yürürlüktek TTK 5. maddesi uyarınca Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasında işbölümü ilişkisi bulunmasına ve davalılar tarafından cevap dilekçelerinde işbölümü ilk itirazının ileri sürülmemiş olmasına göre, davacılar vekilinin ve davalı A. Sigorta A.Ş vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazının reddi gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazası nedeniyle meydana gelen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi  tazminat istemine ilişkindir.

Davalı A. Sigorta A.Ş kazaya neden olan aracın trafik sigortacısıdır. 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta  Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe  halinde   temerrüt gerçekleşmektedir. Somut uyuşmazlıkta, davalı sigorta şirketine kazanın ihbar edildiğine dair bir iddia, bilgi ve belge bulunmamaktadır. Bu durumda davalı sigorta şirketinin en erken dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilmesi gerekirken ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden, ıslah öncesi talep için dava tarihinden itibaren faizle sorumlu tutulması doğru olmayıp, bozma nedenidir.

3-Davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, kabul edilen tazminat yönünden her bir davacı yararına ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde hükmedilen toplam maddi tazminat üzerinden tek vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

4-Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına göre, sağ kalan kişilerin muhtemel yaşam sürelerinin tespitinde  PMF tablosu kullanılmakta olup, işleyecek dönem hesabında da artırma ve eksiltme yöntemine  göre hesaplama yapılmaktadır. Bu nedenle hükme esas alınan aktüer raporunda PMF tablosuna göre hesaplama yapılması gerekirken mahkemece yetersiz bilirkişi raporu uyarınca karar verilmesi isabetli görülmemiştir.

5-Mahkemece SGK'dan davacı hak sahiplerine  rücuya tabiye gelir bağlanıp bağlanmadığı sorulmuş; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Konya Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün 17.01.2013 tarihli cevabi yazısında, ... T.C. ve ... tahsis numaralı Metin D.'ın dosyasının incelenmesi neticesinde hak sahiplerinin rücuya tabi olduklarının anlaşıldığı ve peşin sermaye değeri ve SSK Hizmet dökümünün gönderildiği bildirilmiştir. Davacılara kurum tarafından bağlanan gelirin rücuya tabi olduğu, bu durumda rücuya tabi gelirin mahsubu yoluyla tazminat hesaplaması yapılması gerekirken, bunun yapılmamış olması isabetli değildir.

© Copyright - DİGİTA