ESAS NO : 2014/11017 KARAR NO : 2016/10355

Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre, davalıdan SGK hakkındaki davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Emrah B.hakkındaki dava yönünden davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 9.772,20 TL maddi, 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınıp veraset ilamındaki hisselere göre davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı mirasçıları Ömer ve Hüseyin vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 

1-Dava, trafik kazasına dayalı cismani zarar nedeni ile açılmış maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vasisi, davalının yaptığı kaza sonucu vesayet altına alınan dedesinin o günden sonra yatalak olduğunu ve bakım ve tedavi giderleri bulunduğunu iddia etmiş, davalı ise bu giderlerin yapılmasıyla kaza arasında illiyet bağı bulunmadığını, bu konuda rapor alınması gerektiğini savunmuştur. Bu durumda mahkemece, vefat eden davacı H.Ç.’in tüm hastane tedavi evrakları,  film, grafi, epikriz raporları celp edilerek  en yakın üniversiteye bağlı Adli Tıp Ana Bilim Dalında görevli uzmanlardan oluşturulacak heyetten veya  Adli Tıp Kurumu Şubesi'nden kazanın vuku bulduğu tarihte meri olan Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü esas alınarak tanzim edilmiş rapor alınarak davacının kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığı, bulunuyorsa  oranının belirlenmesi, bilahare davacının tahsilini talep etiği giderlerin ve bu arada bakıcı giderinin bu yaralanmadan kaynaklı olup olmadığı belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ile hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

2-Kabule göre de;

Dava dilekçesinde faiz talep edilmemiş, fakat daha sonra; davacı, yargılama devam ederken kendisi için vekil tayin etmiş ve davacı vekili tarafından dosyaya sunulan 23.05.2011 tarihli "tedbir talebimizin ve beyanlarımızın sunulmasıdır." konulu dilekçenin "sonuç ve istem" bölümünde manevi tazminat için olay tarihinden itibaren, tedavi giderleri ve sürekli iş görememezlik alacakları bakımından dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine yönelik talepte bulunulmuştur. Davalı vekilince sunulan 29.11.2011 tarihli "davacının tedbir talepli beyanlarına karşı beyanlarımızda." konulu dilekçede ise davacı ayrıca ve açıkça faiz talebine muvafakat etmediğini belirtmemiştir. Bu durumda, HUMK’da belirlenen usule göre, davalının davacının yargılama sırasında sonradan faiz talep edilmesine bir itirazı olmaması karşısında mahkemece hükmedilen alacak için faiz işletilmesine karar verilmesi gerekirken aksi yönde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 3-Bozma neden ve şekline göre, davacı mirasçıları Hüseyin ve Ömer vekili ve davalı Emrah vekilinin tazminatların miktarlarına ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

 

© Copyright - DİGİTA