Tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir.

T.C.YARGITAY 17. Hukuk Dairesi

ESAS NO       : 2012/10902

KARAR NO  : 2013/2        

Y A R G I T A Y   İ L A M I

       Davacı vekili, davalının işleteni olduğu ve müvekkili şirkete trafik sigortalı aracın alkollü sürücü idaresinde iken sebebiyet verdiği trafik kazasında 3.kişi aracında hasar oluştuğunu, sigorta poliçesi gereğince hasar bedellerinin davacı tarafından ödendiğini ve davalıya rücu haklarının bulunduğunu ileri sürerek, toplam 26.074,00 TL.nın ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

            Davalı cevap vermemiştir.

            Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kısmen kabulü ile 19.000,00 TL.nın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı tarafından temyiz edilmiştir.

       Dava, trafik sigorta poliçesinden (ZMSS) kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir.

            Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırılması, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. 1982 Anayasasının 36.maddesi ve HUMK'nun 73.maddesi (HMK 27.madde) uyarınca, çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre, mahkeme tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez.

            Öte yandan, tebligat bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanmasıdır. Hal böyle olunca, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.

            Somut olayda, dava dilekçesi davalının 11.4.2008 tarihinde boşandığı eşinin (kazaya karışan araç sürücüsü) ceza davası dosyasında belirtilen adresine 06.1.2010 tarihinde Tebligat Kanununun 21.maddesi gereğince tebliğ edilmiş ise de davalının dava ve tebligat tarihi itibariyle bu adreste ikamet etmediği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

            Bu durumda, mahkemece davalıya usule uygun şekilde dava dilekçesinin tebliği ile savunma ve delillerinin toplanması, ondan sonra varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması davalı tarafın savunma hakkının kısıtlanmasına yönelik esaslı usul hatası olduğundan hükmün bozulması gerekmiştir.

 

© Copyright - DİGİTA